Oğuzhan Çiçek

FED Dünyayı para manyağı yaptı !

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Hilton Bomonti otelde yapılan Marka Konferansı 2015 farklı konu başlıkları ve konuşmacıları ile oldukça etkili ve verimli bir konferans oldu. Konferansta tasarım, lüks marka kavramı, psikoloji, marka, sosyal medya ve ekonomi konuları işlendi.

Konferansta yapılan en etkili sunumlardan biri, CNN TÜRK Ekonomi Müdürü Emin ÇAPA’nın yaptığı ekonomi ve marka konulu sunumdu. Sunumda ÇAPA, FED’in izlediği para politikasının Türkiye ve Dünya üzerindeki etkileri ve sonuçları ile markanın bu konudaki önemini anlattı. ÇAPA’nın verdiği rakamlara göre FED 1.genişleme döneminde dünyaya 1.3 Trilyon $, 2.genişleme döneminde 600 milyar $ ve 3.genişleme döneminde 1.7 Trilyon $ para verdi. Bu paralar ile dünya ile birlikte Türkiye’de büyüdü, GSMH rakamlarını artırdı. Bu büyüme içerisinde tarım ve finans (sıcak para) büyük etkiye sahip iken üretim çok az bir paya sahip oldu. 2015 yılı 3. Çeyreğinde Türkiye’nin gerçekleştirdiği %4 büyümenin %1,7’si finans, %1,6’sı tarım kalan kısmı ise diğer faktörlerle gerçekleştir. Bu rakamlar incelendiğinde büyümede finansın önemi açıkça görülmektedir.

FED normalleşme hareketi gereği dünyaya bedava para vermeyi kademeli olarak durdurma kararı aldı. Bu amaçla geçtiğim günlerde faiz oranını %0’dan %0,25’e çıkardı. Bu durum sıcak paranın FED’e akmasını sağlayacak. Böylece dünyada ve Türkiye’de nakit para azalmaya başlayacak. FED daha sonra topladığı dolarları imha ederek paranın yeniden değer kazanmasını sağlayacak.

Tüm bu bilgiler ülkelerin büyümesinde markaların önemini gözler önüne sermektedir. Markalar değer yaratarak ülke ekonomisine üretime ve değere dayalı katma değer sağlamaktadır. Büyük güç Amerika’nın dünya üzerindeki markalarını, bu markaların marka değerlerini ve cirolarını düşündüğümüzde bu gerçek açıkça görülmektedir. 1980 yıllarda Türkiye ile benzer ekonomik yapıya sahip olan Güney Kore bugün Samsung, LG, Hyundai gibi dev markaların olduğu ve sürekli büyüyen bir ülke konumundadır.

Konuşmasını marka değeri ile sonlandıran Emin ÇAPA, bu ülkenin geleceğinde pazarlama ve marka uzmanlarının büyük öneme sahip olduğunu ve onların yaratacağı dünya markalarının katma değeri ile ülke ekonomisinin büyümeye devam edebileceğini belirtti.

Emin ÇAPA’nın Marka Konferansı 2015’de yaptığı konuşmanın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

İllerin Gelişmişlik Düzeyi Araştırması Sonucu

TÜİK ve BKM gibi kurumlardan alınan verilere dayanarak yapılan iller bazında gelişmişlik çalışması sonuçlandı. Yapılan çalışmada illere ait göç, inşaat-yapı, sinema, eğitim, sağlık, internet kullanımı gibi verileri kapsayan 37 değişken incelenmiş ve veriler özel istatistiksel analiz teknikleri ile analiz edilmiştir.

Çalışma sonucunda bir ilin gelişmişlik düzeyine en fazla etki eden değişkenlerin sabit genişbant internet abone sayısı, banka şubesi sayısı, yüksekokul veya fakülte mezunu-kadın oranı, yüksekokul veya fakülte mezunu kişi oranı, aldığı göç, ATM sayısı, üye işyeri sayısı, genişbant internet abone sayısı, istihdam ve mobil telefon abone sayısı olduğu belirlenirken en az etkili değişkenlerin ev sahibi olan hanehalkı oranı, yapı izni ve yapı ruhsatı olduğu belirlenmiştir.

Söz konusu çalışma sonucunda illerin gelişmişlik sıralaması aşağıdaki gibi oluşmuştur. Buna göre en gelişmiş 10 il sırası ile İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Konya, Kocaeli, Mersin ve Kayseri olurken en az gelişmiş 10 il sırası ile Bayburt, Tunceli, Ardahan, Kilis, Hakkari, Iğdır, Gümüşhane, Bingöl, Sinop ve Bartın’dır.

1İstanbul 22Diyarbakır 42Mardin 62Erzincan
2Ankara23Sakarya43Osmaniye63Karaman
3İzmir24Malatya44Kastamonu64Bilecik
4Bursa25Şanlıurfa45Batman65Siirt
5Antalya26Ordu46Kırklareli66Çankırı
6Adana27Kahramanmaraş47Adıyaman67Bitlis
7Konya28Erzurum48Bolu68Muş
8Kocaeli29Afyonkarahisar49Uşak69Kars
9Mersin30Kütahya50Yozgat70Şırnak
10Kayseri31Zonguldak51Rize71Artvin
11Gaziantep32Sivas52Aksaray72Bartın
12Balıkesir33Van53Yalova73Sinop
13Samsun34Elazığ54Karabük74Bingöl
14Tekirdağ35Çanakkale55Nevşehir75Gümüşhane
15Aydın36Isparta56Düzce76Iğdır
16Trabzon37Tokat57Amasya77Hakkâri
17Manisa38Edirne58Niğde78Kilis
18Muğla39Giresun59Kırıkkale79Ardahan
19Hatay40Çorum60Burdur80Tunceli
20Denizli41Ağrı61Kırşehir81Bayburt
21Eskişehir         

Sosyal Medya, Öğrencilerin Satın Alma Davranışlarını Nasıl Etkiliyor?

Markaların dijital pazarlama ve sosyal medya iletişimi savaşları her geçen gün daha da artmaktadır. Facebook reklamlarının ardından Twitter reklamları ve son olarak da Instagram reklamları hayatımıza girdi. Sosyal medyanın kullanıcılar ve markalar tarafında kullanımı da sürekli artmaktadır.

We Are Social’ın yayınladığı Türkiye ile ilgili internet istatistiklerine göre, Türkiye genelinde 37,7 milyon aktif internet kullanıcısı bulunuyor. 40 milyon aktif sosyal medya hesabı bulunan Türkiye’de sosyal medya hesaplarının penetrasyon oranının ise %52 olduğu görülüyor. Mobil olarak 32 milyon aktif sosyal medya hesabı bulunuyor. Buna göre 40 milyon aktif sosyal medya hesabının %80’ine mobilden erişim yapıldığı görülüyor. Ayrıca rapora göre Türkiye’de yaklaşık 69.6 milyon mobil kullanıcı bulunuyor. 1

Rakamlar sosyal medyanın ülkemizde ne kadar büyük bir yapıya ulaştığını açıkça göstermektedir. Bu durum markaları da sosyal medyada harekete geçirmiş ve sosyal medyada var olma ve fark edilme yarışı içerisine çekmiştir.

Sosyal medyanın en büyük kullanıcı gruplarından biri üniversite öğrencileridir. Bu sebeple üniversite öğrencilerinin satın alma kararlarından sosyal medyanın nasıl bir etkiye sahip olduğu önemli bir araştırma konusu olmuştur. Bu sebeple İstatistik Atölyesi tarafından 2015 yılında 100 üniversite öğrencisi ile yapılan araştırmanın sonuçlarına göre sosyal medya öğrencilerin satın alma kararında büyük bir etkiye sahiptir. Araştırma sonuçlarına göre;

  • Her 10 öğrenciden 8’i bir ürün/hizmet satın almadan önce o ürün ya da hizmetle ilgili mutlaka sosyal medyada araştırma yapmaktadır.

  • Her 10 öğrenciden 7’si sosyal medyada takip markaların ürünlerini/hizmetlerini satın almayı tercih etmektedir.

  • Her 10 öğrenciden 6’sı satın alacağı ürün/hizmetle ilgili sosyal medyada sadece daha önceden de tanıdığım kişilerin tavsiyelerine önem vermektedir.

  • Bununla birlikte her 10 öğrenciden 7’si satın alacağı ürün/hizmet ile ilgili sosyal medyada popüler olan kullanıcıların tavsiyelerine önem vermemektedir.

  • Her 10 öğrenciden 8’si ürün/hizmet ile ilgili sosyal medyada yer alan bilgi satıcı tarafından oluşturulmuşsa o bilgiye güvenmemektedir.

Bu bilgiler bize markaların sosyal medya yönetimlerinde nelere dikkat etmesi gerektiği ve öğrencilerin satın alım kararında sosyal medyanın nasıl bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

Bir Karpuzun Dramı Son Buldu !

Bugünlerde televizyonlarda Bosch, Siemens ve Profilo markalarının geniş iç hacimli buzdolabı reklamları yayınlanıyor. Bu reklamları izlediğimizde aynı mesajın kaç farklı şekilde verilebileceğini bir kez daha görme şansı yakaladık.

Karpuzların kaderini değiştiren buzdolabı Profilo Maksima!

Bosch Serie 6 Buzdolabı

Siemens iQ500 noFrost Buzdolabı

Üç reklamı izlediğimizde bize verilen, biz buzdolabının içini genişlettik ve hayatınızı kolaylaştırdık, mesajından ürünün fonksiyonel faydasını ve hayatımıza sağlayacağı avantajı rahatlıkla anlatabildiğin görüyoruz. Bu da üç reklamı da işlevsellik açısından başarılı kılıyor.

Günümüzde ulusal ve tematik olmak üzere izlenme yoğunluğu yüksek olan yaklaşık 50 TV kanalı bulunmaktadır. Bu kanalların her birinde günde ortalama binden fazla reklam yayınlanmaktadır. Rakamlar düşünüldüğünde reklam dünyasının ne denli zorlu bir rekabet içerisinde olduğu anlaşılırken tüketicilerin de nasıl bir reklam bombardımanına maruz kaldığını anlamak hiç de zor olmamaktadır.

Reklamların bu seviyeye geldiği günümüz dünyasında markaların rakipleri sadece kendi sektöründeki markalar değildir. İnsan beyni her gün maruz kaldığı reklamlardan sadece ilgisini çeken ya da ilgi kurabildiklerini öğrenirken diğerlerini kendini korumak adına göz ardı etmektedir. Bu sebeplerden dolayı reklamın dili, anlatım sırasındaki ve mesajı aktarmadaki vuruculuğu başarıyı en çok belirleyen faktörler olmaktadır.

İşte tüm bu sebeplerden dolayı Profilo, bir karpuzun hazin öyküsü üzerinden anlattığı iç hacmi genişletilmiş buzdolabı reklamı ile rakiplerinden ciddi bir ayrışma yaşamıştır. Reklam filminin Youtube izlenme rakamlarına bakıldığında Profilo’nun başarısı bir kez daha görülmektedir.

Sonuç olarak reklam dünyası inanılmaz boyutlara ulaşmış ve hala da şiddetle artmakta olan müthiş bir rekabet içerisindedir. Tüketiciyi etkileyebilmek için verilen mesajın ne olduğundan daha önemli konu nasıl verildiğidir. Nasıl sorusunun cevabı başarıyı sağlayan temel noktaların başında gelmektedir.

İyi seyirler…

Pazarlama Nörobilimle Evlendi, Nöro pazarlama Doğdu

Hyundai Motor America marka stratejisi müdürü Dean Macko, «Bizler üretime başlamadan önce tüketicilerin bir otomobil hakkında ne düşündüklerini, arabadan ne beklediklerini bilmek istiyoruz» diyor. Bununla birlikte «İnsanların söylediği şeylere güvenemezsiniz.» diyor Clotaire Rapaille, Kültür Kodu kitabında.

Pazarlama dünyasında uzun yıllardır tüketiciyi anlamak, yakından tanımak, ihtiyaçlarını ve tercihlerini belirlemek için bir dolu araştırma yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin temeli tüketiciye doğrudan soru sormak ve cevap almaktır. Pazarlamanın başlangıç dönemlerinde, reklam ve pazarlama faaliyetlerinin bu kadar yoğun bir düzeye çıkmadığı zamanlarda bu yöntemler tüketiciyi anlamakta ve tanımakta büyük anlamda fayda sağlamıştır. Ancak günümüzde günde ortalama 3000 marka ile iletişime maruz kaldığımızda tüketicinin verdiği kararları net tanımlamasını beklemenin doğruluğu tartışmalı bir konu olmuştur.

Yapılan araştırmalar sonucunda insanların beyanları ile tutumları arasındaki farklılığın giderek artması pazarlama dünyasını yeni bir araştırma yöntemine yönlendirmiş ve pazarlama dünyası nörobilimi keşfetmiştir. Böylece nöro bilim ve pazarlamanın evliliğinden nöro pazarlama doğmuştur. Nöro pazarlama araştırmalarının geleneksel anket ve odak grup görüşmeleri yöntemlerine göre en önemli üstünlüğü, tüketicinin sözel olarak verdiği cevap ile gerçekte ne düşündüğü arasındaki farkı ortadan kaldırmasıdır. Nöro pazarlama teknikleri ile tüketicinin gerçekte ne düşündüğünü anlamak mümkün görünmektedir.

Günümüzde nöro pazarlama araştırmalarından en çok kullanılan yöntemlerin başında EEG ve fMRI gelmektedir. EEG beyinde oluşan elektriksel aktivasyonun ölçümü temeli ile çalışırken fMRI beyne giden kandaki oksijenin takip edilmesi ve ışıldayan bölgenin tespit edilmesi temeline dayanmaktadır. EEG ile çoğunlukla reklamlara yönelik dikkat, bellek, beğenme ya da beğenmeme araştırmaları yapılırken fMRI ile marka algısı araştırmaları yapılmaktadır.

Volkswagen Passat’ın 2011 Super Bowl’da yayınlanan reklamına yönelik uygulanan EEG analizi nöro pazarlama araştırmasının örneklerinden sadece biridir.

Nöro pazarlama her geçen gün pazarlama dünyasının ilgisini daha fazla çekmektedir. Google’ın mühendislerine nöro pazarlama eğitimleri verdiğini, reklamlarıyla ilgili pek çok çalışmayı nöro pazarlama teknikleriyle değerlendirdiğini, yine Microsoft’un programlarını nöro pazarlama yöntemleriyle test ettiğini, Marlboro’nun tasarımlarını, sponsor olduğu programlarda çağrışım için kullandığı renkleri nöro pazarlama yöntemleriyle belirlediği bilinmektedir.

Sonuç olarak pazarlama dünyası hızla gelişmekte ve nöro pazarlama tüketiciyi daha yakından tanıma ve daha iyi anlama konusunda pazarlamacıların en önemli araçlarından biri olacaktır.

Deneyim Pazarlamasının Gücü

Hayatımız boyunca karşılaştığımız her olayı geçmiş deneyimlerimize göre değerlendirir ve karar veririz. Kelly, kişisel yapılar kuramında her insanın hayatı boyunca bir bilim adamı gibi davrandığını belirtmiştir. İnsanlar karşılaştığı sorunlara karşı hipotezler geliştirir ve çözü yolu arar. Bu şekilde her insan kendi deneyim şemalarını oluşturarak hayatına devam eder. Kelly kuramında aynı deneyimlere sahip kişilerin birbiri ile daha kolay anlaştığı ve o kişilerle aynı ortamda bulunmak istediğini belirtmiştir.

Günümüz pazarlama dünyasında en çok kullanılan yöntemlerden biri deneyim pazarlamasıdır. Deneyim pazarlaması tüketicilere yaşatılan deneyim ile bu temele dayanmaktadır. Markalar ürünleri ve hizmetleri ile ilgili tüketicilerin deneyim yaşayabilecekleri ortamlar yaratarak tüketicileri ile aralarında bir bağ kurmaya çalışmaktadır. Marka ile yaşanan deneyim tüketicinin zihninde marka için olumlu ya da olumsuz bir kalıp oluşturacaktır. Oluşan kalıp markanın tercih edilmesi ve tüketiciler tarafından diğer tüketicilere önerilmesini konusunda olumlu ya da olumsuz bir durum oluşturacaktır.

Bu sebeple yapılan deneyim pazarlaması faaliyetleri hedef kitlenin özelliklerine çok uygun olmalıdır. Ayrıca yaşatılan deneyimin gelecek karar süreçlerinde ve ağızdan ağıza reklamda yarattığı etki düşünüldüğünde ne kadar incelikli tasarlanması gerektiği göz ardı edilemez bir gerçektir.

Sonuç olarak, tüketici üzerinde oluşturulan pozitif deneyim markanın tercih edilmesine büyük katkı sağlayacaktır. Kelly’nin dediği gibi kişiler benzer deneyim yaşadığı kişiler ile aynı ortamda oluşmak isterler ve markayı diğer markalara göre daha fazla tercih ederler. Bu sebeple deneyim pazarlaması markaların çok önem verdiği konulardan biri olmalıdır.