Mert Görkem Ayaz

Cannes Lions ve Hooooba Dedirten İşler

Güzel kafalar Cannes’ta !

Bu yıl 62.’si düzenlenen Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali dünyanın farklı noktalarından çıkıp gelen yaratıcı ve etki yaratan kampanyaları 21-27 Haziran tarihleri arasında ağırlıyor.

1954 yılında başlayan organizasyon, 94 ülkeden 12,000’den fazla temsilci ve 35,000’den fazla katılımcı ile yaratıcılık ekosistemini buluşturuyor.

İşin eğlenceli kısmına gelirsek, bu sene birbirinden yaratıcı, eğlenceli ve “hobaaa” dedirten çalışmalar sergileniyor. İşin daha da eğlenceli kısmı ise “oooooo Türkler uçuyor” kısmı. Cannes Lions’ta 24 Haziran tarihine  kadar Türkiye’den yarışmaya başvuran ajanslar, toplam 1 altın, 1 gümüş, 12 bronz ve 1 de Grand Prix’yle kazanarak kendi rekorunu kırmış oldu.

Şimdi evin bu penceresini kapatıp, arka penceresinden bakalım.

Başarılar ve güzel işler büyük çoğunlukla “sosyal sorun” üzerine projelendirilen çalışmalar oldu. Bu sene ilk kez yapılacak olan “Lions Health” ve “Lions Innovation” da olayın balı kaymağı. Üç başlık yan yana gelince beni ve bir çok kişiyi heyecanlandırıyor.

* Sosyal sorun  * İnovasyon * Sağlık,

Birleşmiş Milletler Bin Yıllık Kalkınma Programı’nın 8 ana başlığının 4’ünün insan sağlığı olması, yaratıcı insanların sosyal sorunlara odaklanması ve inovasyonla sağlık kelimelerinin yakınlaşması sevimli gelişmeler.

Minik minik buraları videolarsak görsellendirirsek bu yazıyı okuduktan sonra eş dost muhabbetlerinizde, akşam keyiflerinizde etrafınızda anlatıp inovasyonun ve yaratıcılığın yayılmasını sağlamanız dünya’ya iyi gelecektir.

Şekerbank’ın “Tweet Village”

Tarım emekçilerine teşekkür etmek için yaratıcı bir düşünce

Vodafone Kırmızı Işık Uygulaması

Vodafone kırmızı Işık Uygulaması şiddet gören kadınların acil bir durumda kolayca yardım isteyebilmesi ve bu durumdan kurtulabilmesini hedefliyor.

Samsung Duyan Eller

Samsung’un işitme engelliler için çağrı merkezi hizmeti sunacağı yeni projesinin sadece görünen yüzü.

Dünya’dan gelenler;

Volvo  LifePaint

Volvo’nun bisikletli trafik kazalarını önlemek için tasarladığı o sprey. LifePaint

Security Moms

Tribün olaylarının yaşandığı bir ülkede çocuğunu sevmek, örgütlenmek için yeter de artar bile.

Clean Air In a Box

Temiz hava kutuları. İnovasyon, sağlık, farkındalık.

https://www.youtube.com/watch?v=E9xwuzlpaK4

Samsung Safe Truck

Hatalı sollama nedeniyle gerçekleşen kazalar sorununa yenilikçi bir çözüm.

Bonus :

Reflector Protector

Cannes Lions dışından bir reklam.  Güzel bakan güzel görür. = Sorunu gören elbet çözümü de bulur.

Ödüller;

–      Promo ve Aktivasyon kategorisinde Y&R Team Red İstanbul, “Vodafone Kırmızı Işık Uygulaması”yla “Gümüş Aslan”

–      Promo ve Aktivasyon kategorisinde Y&R Team Red İstanbul, “Vodafone Kırmızı Işık Uygulaması”yla “Bronz Aslan”

–      Leo Burnett, “Samsung Duyan Eller” projesiyle bir “Bronz Aslan”

–      Mobil kategorisinde Y&R Team Red İstanbul yine “Vodafone Kırmızı Işık Uygulaması”yla “Bronz Aslan”

–      Y&R İstanbul “Arçelik’in Kendi kendini temizleyen fırın”ının İnek ve Koyun versiyonuyla 2 “Bronz Aslan”

–      Havas Worldwide İstanbul “Durex Uçak” ve “Durex Tren” versiyonlarıyla 2 ayrı “Bronz Aslan”

–      Tribal Wolrdwide İstanbul, “İş Bankası İnternet Şubesi” için çalıştığı “Euro”, “Ruble” ve “Yen” versiyonlarıyla 3 ayrı “Bronz Aslan”

–      PR kategorisinde “Samsung Duyan Eller” projesiyle Leo Burnett İstanbul “Bronz Aslan”

–      Concept Şekerbank için yaptığı “Tweet Village” başlıklı çalışmayla “Bronz Aslan” kazandı.

–      Medya kategorisinde Y&R Team Red İstanbul “Vodafone Kırmızı Işık Uygulaması”yla, 1 “Altın Aslan” ve bir de “Grand Prix” (Büyük Ödül) kazandı.

Yazı içeriği konusunda desteklerinden ötürü geleceğin sağlam reklamcıları arasına adını yazdıracak Sevda Kutlu’ya teşekkür ederim.

Siyasal Pazarlama ve 2015 Seçimleri

2015 seçimlerini geride bıraktık. Geride kalan seçim dönemi ile ilgili pazarlama bilimi merkezli bir bakış yapmak istedim.  Sınırlı seçmen sayısı, sınırlı sayıda milletvekili seçilmesi, sınırlı zaman gibi koşulların rekabet ortamı yarattığı seçim sürecinde kendisini bir adım önce çıkarabilecek, daha iyi pazarlayabilecek kampanyaların peşine düşen milletvekili adayları ve / veya siyasal partiler, bu rekabet ortamında ön plana çıkabilmek için çalışmalarını sürdürdüler.

En yaygın olarak kullanılan siyasal pazarlama tanımı (Shama, 1975; Lock ve Harris, 1996; Wring, 1997), siyasal parti ve adaylar ile seçmenler arasında gerçekleşen iletişim süreci olarak yapılan tanımdır.

Seçmenlerin marka tercihlerinin (siyasi parti ismi veya lideri) ölçümüne ilişkin yöntemler ve düşünce sistemleri ürün ve hizmet pazarlamasına benzemektedir. Son yıllarda siyasi partiler ve adaylar rekabet avantajı sağlayabilmek adına pazarlama biliminden çeşitli şekillerde yararlanmıştır. Pazarlama yönetim sürecinde ve pazarlama stratejisinin oluşturulmasında önemli bir değişken olan tüketici, siyasal pazarlama içerisinde seçmen olarak tanımlanmaktadır. Siyasal ürünün (parti, lider, program vb.) tasarlanmasında da pazar koşullarının, beklentilerinin ve pazar boşluklarının iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. Seçmenlerin beklentilerini iyi tespit edemeyen siyasi partiler, liderler, seçmenleri ile doğru bir pazarlama iletişimi kuramayacaklardır. Siyasi partilerin siyasal rekabet içerisinde ideolojik konumları ve sundukları temel vaatleri açısından farklılaşmalarının önemini yitirmesi, siyasi adayların kişilik özelliklerini ifade eden aday imajının, bir rekabet unsuru olarak öne çıkartılmasını gerekli kılmıştır.

Pazarlamanın kar amacı güden ya da kar amacı gütmeyen organizasyon veya  markalar için temel olarak üzerinde durduğu konu tüketici ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçların tatmin edilmesidir. Bu açıdan 2015 seçimlerine bakarsak;

Beklentiyi temel olarak “Saygı” ve “Ekonomi” olarak incelemekte fayda var.

Temel hak ve özgürlükler başta olmak üzere, doğaya, insana, kadına, yasalara başta olmak üzere toplum içi huzur ve güven duygusunu pekiştiren saygı beklentisi önemli bir seçmen beklentisi olduğunu gördük.  Seçmenin sonuçlara yansıyan en temel beklentileri başında yer alan saygı ve hak temelli söylemlere ilgisini siyasal pazarlama iletişiminde seçmene doğru yansıtan partiler bunun karşılığını aldılar.

Seçmenin refah düzeyi ve ekonomik istikrar beklentisi seçmen beklentileri arasında göze çarpıyor.  Siyasal söylemler arasında önemli bir yer alan ekonomik söylemleri aşağı yukarı tüm siyasi partiler tarafından duyduk. Fakat asıl önemli konu seçmenin yani tüketicinin markaya bu söylemlerdeki güveni olsa gerek.  Tüketicinin markaya güveni konusundaki soru işaretleri sonuçlara yansımış gibi duruyor.

Pazarda oluşan ekonomik ve hak temelli boşlukları görüp iyi değerlendiren ve bu ihtiyacın giderilmesi konusunda güven veren siyasal markaların seçim sonucunda sonuçlarını topladığını görüyoruz.

Siyasal marka kimliği ve konumlandırma, tüketiciyle marka arasında kurulacak bağın va bağlılığın önemli bir etmenidir. Marka kimliği, marka stratejisini oluşturmaya ve sağlamaya çalışan marka çağrışımları seti olarak tanımlanır. Bu çağrışımlar markanın misyonunu, inançlarını ya da kalitesini temsil eder ve müşterilere yönelik vaadini içerir.

Yazımıza 2015 seçimlerine damga vuran ve seçmenlerin yüzünü güldüren LDP tweetleri ve Cem Uzan ile son vererek biraz gülümseyelim.

görsel1

Spor Pazarlaması’nda Tuzaklar

Olimpia-grafiti

Bir markanın logosunu taşıyan 15 taraftarın etkinliğe girişi reddedilir mi? Ya da sınır 50 taraftar mı, ya da 500 mü?

Sponsor olmayan birinin faaliyeti yasal ise, bu faaliyet hala tuzak pazarlama olarak hükmedilmelimidir?

Sporun kitlesel etkisinin ve pazarının ne kadar büyük olduğundan bahsetmiştik, zaten her birimizde bunu bilmekteyiz. Ambush Marketing ya da Tuzak Pazarlama diye tabir edilen pazarlama yöntemi hakkında literatür henüz tuzak pazarlamanın etik bir uygulama olup olmadığına ve spor pazarlaması üzerinde olumlu mu olumsuz mu etki yarattığına yönelik, net bir sonuç vermektir.

Son 30 yılda spor sponsorluğu daha fazla önem kazandığı ve daha gelişmiş bir hal aldığı için, spordan sağlanan finansal faydalardan ve medyadan faydalanmak amacıyla birleşik olmayan markalar tarafından bazı çabalar sarf edilmeye başlandı. Son yıllarda sponsorluk yatırımlarının hızla büyümesi nedeniyle, sponsorluk literatürü içinde tuzak pazarlama araştırmaları ilgi çeken bir alan olarak son 20 yılda ortaya çıktı (Burton ve Chadwick, 2009)

Tuzak pazarlama olarak da bilinen “ambush marketing”, bir markanın sportif, sosyal ve hatta politik bir olayda, kitleleri ilgilendiren bir organizasyonda, resmî sponsorluğun söz konusu olduğu durumlarda, rakip başka bir markanın, bir bedel ödemeden ve yasaları da ihlal etmeden, bir uyanıklık yaparak kendi ismini de olayla ilgili hale getirme çabası olarak tanımlanabilir. Tuzak pazarlamacılık spor sponsorluğuna önemli bir tehdit olarak ortaya çıkmıştır.(Ünal, 2010)

Neler yaşandı ? Örneklerle Tuzak Pazarlama

-McDonald‟s 2007 Beijing Olimpiyatları‟nın resmi sponsoruydu. Ancak oyunların zemini hazırlanırken KFC, „I love Beijing‟ (Beijing‟i seviyorum) pazarlama sloganını kullanırken, Pepsi klasik mavi teneke kutularını, “Çin yılına saygılarını göstermek için” kırmızı olanlarla değiştirdi.

-Diğer bir örnek Media Markt‟ın, Almanya‟daki 2006 FIFA Dünya Kupası‟ndaki, “We will get the title” (Görevi alacağız) kampanyasıydı. Mercedes‟in 1997 New York City Maratonu‟ndaki dolaylı tuzak pazarlamasıyla ayrı bir ün yapmıştır. Toyota maratonun resmi otomotiv partneri olsa da, Mercedes ismini, hava taşıtları aracılığıyla göklere yazdırmıştı(Brandstaetter vet Nemetz 2010).

-Avustralya ve Hindistan arasında, 2003 yılındaki bir kriket maçında, Coca-Cola içen ve diğer açılmamış üç adet Coca-Cola kutusunu vermeyi reddeden Güney Afrikalı bir işadamı, stattan atılmıştır. Şirket kendisini bu uygunsuz olaydan uzak tutsa da, Pepsi Kriket Dünya Kupası‟nın resmi sponsoruydu.

AM_Sponsor_cover-2004 Olimpiyat Oyunları sırasında Atina‟da, korumalar giriş kapılarından yarışma alanına gitmeye çalışırken, resmi sponsor Coca-Cola‟nın haklarını korumaya çalışan güvenlik güçleri Pepsi kutularına el koyduğunda ortaya çıktı.

-2006 FIFA Dünya Kupası‟nda, yüzlerce Hollanda hayranından, Almanya‟daki Dünya Kupası‟nın yapıldığı yere girdikleri zaman, özel bir aslankuyruğu taşıyan turuncu pantolonları çıkarmaları istendiğinde vurgulandı. Hollandalı bir bira yapıcısı, Bavaria NV, üzerinde isminin yazılı olduğu turuncu derileri, Dünya Kupası‟nı değiş-tokuş eden firma bunu reklam aracı olarak pazarlamaya çalıştı (Hollanda Futbol Takımı‟nın resmi sponsoru Heineken‟di). Tuzak pazarlama numarası FIFA‟nın Hollandalı fanatikleri stada girmeden önce pantolonlarını çıkarmalarında ısrar eden “denetçiler” tarafından durduruldu.

Hem sponsor firmaların hem de tuzak pazarlama yapan firmaların savunmaları durumu net bir sonuca bağlamamaktadır. Anlaşılan o ki, net bir karar o ya da bu şekilde (ve büyük ihtimalle, bu tür bir karar yasal süreç kanalıyla sağlanacaktır) verilmeksizin, tuzak pazarlama uygulaması devam edecektir ve her açıdan hiç şüphesiz artacaktır. Herhangi bir şekilde, etkinlik sahipleri ve sponsorların tuzak pazarlama uygulamalarını engelleyebilmeleri zorlaşmaktadır (Denise,1997).

Kaynak

Hakan Ünal, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, Cilt:8 Sayı:1, 2010

[message_box title=”E-Bültenimize abone olun:” color=”red”][wysija_form id=”1″][/message_box]

Spor Marketing -1-

Sports_Marketing_sports-intern-ukSpor deyince aklına neler geliyor?  Futbol, basketbol, tenis, formula 1… Spordan beslenen spor programlarını düşününce neler var ?

Spor tüm sektörler içinde genel ciro olarak otomotivin de önünde birinci sırada bulunmaktadır. Sporcular dışında sadece ABD’de spor endüstrisinde 5.5 milyondan fazla kişi istihdam edilmektedir. Dünyada televizyonlarda en çok izlenen programlar spor programlarıdır.

Spor Marketing yazı dizisi spor ve sporun içinde yer alan başlıklarla pazarlama süreçlerine değinen bi’ yazı dizisi olacak.

1- Spor nedir ?

Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümüdür.

Spor gerek performans, gerek rekreatif, gerekse rehabilitif ve de preventif boyutu ile inan yaşantısının vazgeçilmez bir parçasıdır. Özetle spor vücut sağlığı açısından önemli olmakla birlikte dinlendirici, eğlendirici, iyileştirici ve de hastalıklara karşı önleyici özelliklere sahiptir.

2- Spor Endüstrisi nedir?

Spor Endüstrisi; temelde tüketicilere gerek performans (her kategoride yarışma boyutunda), gerek rekreatif (sağlık ve güzellik için spor boyutunda), gerekse rehabilitif (hastalık ve sakatlıkların tedavisi boyutunda) ve de preventif (hastalık ve sakatlıkların önlenmesi) boyutlarıyla olmakla beraber serbest zaman etkinlikleri(traking, yamaç paraşütü, dağcılık v.b) ve bunlarla ilgili ürün, hizmet, araç ve gereç, insan, yer ve düşünceler sunan pazarın ismidir.

3- Pazarlama nedir ?

sport marketing“Malların ve hizmetlerin bir hedef gruba sunulması eylemi” gibi özet bir tanımı olması ile birlikte yaşamımızın hemen her aşamasına girmiş olan pazarlama, artık mal ve hizmetlerin ötesinde fikirlerin, kişilerin, kurumların, olayların ve mekanların pazarlanmasına kadar genişleyen önemli bir kavram haline gelmiştir

4- Spor Pazarlaması nedir?

“Spor Pazarlaması, spor tüketicilerinin ihtiyaç ve isteklerini karşılamak amacıyla üretilen malların ve hizmetlerin spor tüketicilerine sunulması süreçlerini içerir.”

Özet olarak spor ürün ve hizmetinin pazarlanması faaliyetidir.

Spor pazarlaması, pazarlama alanının içinde yeni bir alan olmasına rağmen, spor asırlardır ya pazarlanmakta ya da pazarlama aracı olarak kullanılmaktadır. Ancak spor pazarlaması kavramı ilk kez 1978 yılında Advertising Age Magazin tarafından kullanılmıştır. Dergi bu kavramı tüketici faaliyetlerini ve endüstriyel ürünleri ve hizmet pazarlamasında giderek artan bir tanıtım aracı olan sporun kullanılmasını tarif etmek amacıyla kullanmıştır (Argan, 2002: 22).

Bi’ sonraki yazıda “Spor pazarlaması tuzakları” ile ilgili örneklerle karşınızda olacağım. Farklı marketing stratejiler hakkında bir akışımız olacak genel bakışımızda.

“Değer yaratan iki faaliyet vardır: Yenilik ve pazarlama. Geriye kalan her şey maliyettir.”

Peter Drucker

[quote align=”left” color=”#999999″]

Yararlanılan kaynaklar

1- http://www.sporbilim.com/sayfa.asp?mdl=haber&param=97
2-http://www.sportmarketingassociation.com/
3- http://www.marketing-schools.org/types-of-marketing/sports-marketing.html

[/quote]

Ice Bucket Challenge Marketing

6 Basit Kuralla ALS Ice Bucket Challange Nasıl Patladı?

Başarılı bir kampanya yönetimi yapabilmek ve stratejisini oluşturabilmek için  Ice Bucket Challenge hareketini anlamak önemli.

Öncelikle ALS ve Ice Bucket Challenge Nedir ?

[youtube height=”400″ width=”700″]http://www.youtube.com/watch?v=j67oCaTYb2g[/youtube]

Eğer herhangi bir sosyal medya hesabınız varsa ( özellikle facebook, instagram ), geçtiğimiz haftalarda zaman tünelinizde birbirlerine meydan okuyarak başından aşağı buzlu su döken insanları görmüşsünüzdür. Viral bir fenomen haline gelen “Ice Bucket Challenge” , insanları her geçen gün artan amyotrofik lateral skleroz hastalığı  – motor nöron hastalığı-  (ALS) için dikkat çekmek ve bağış yapılmasını sağlamak amaçlı harekete geçirmiştir. Kısa sürede rekor düzeyde yardım toplanmasını sağlayan strateji nedir peki ?

Hadi kampanyanın hızlı ve sağlam adımlarla yayılmasını sağlayan bazı etmenleri analiz edelim:

1-Herkes dahil olabilir.

Hedef kitlesini, akıllı telefonu ve sosyal hesabı olan – ki günümüzde neredeyse herkesin sahip olduğu şeyler- kişiler olarak belirlemesi, kampanyanın çok fazla kişiye dokunmasında büyük etken oldu. Diğer taraftan buzun maliyeti ve herhangi bir miktarda bağış yapabiliyor olabilmek neredeyse kampanyaya ücretsiz olarak dahil olabilmeyi sağlıyor. Ayrıca kampanyaya katılan kişilerin rezil olma risklerinin olmaması ve harekete geçmeden önce düşünmelerini gerektiren şeylerin olmaması kampanyanın yayılması için uygun ortamı sağlıyor. Dahası sadece gerçek kişilerin değil, markalar da kampanyaya dahil oldu. Türk Hava Yollarının kahramanı Wingo için hazırlanan videoda Wingo,  Türk Telekom‘un kedisi Tekir, Yapı Kredi’den Vadaa ve Arçelik’ten Çelik’e meydan okudu.

[youtube height=”400″ width=”700″]http://www.youtube.com/watch?v=Ld4Htq3nnE4[/youtube]

2- Kural çok basit “meydan oku”

Dünya üzerinde kampanyaya destek olan bir çok video çekildi. Son birkaç haftadır sosyal medya hesaplarının zaman tünelinde bu videolardan birine denk gelmemek neredeyse imkansız. Kampanyanın katılım kuralları ise resmi sitesine girilip okunmadan, kendiliğinden öğrenilebilecek kadar basit. Bütün ihtiyacın olan bir kap, bir miktar buz gibi su, meydan okuyabileceğiniz bir kaç kişi, videonun görünürlüğünü arttıracak bir kaç hashtag, hepsi bu. Eğer video çekip paylaşmak istemezsen resmi ALS sitesine girerek bağış yapabilirsin.

3-  Sadece 24 saatin var !

Kural basit. Eğer birisi sana meydan okuduysa 24 saat içinde kabul edip harekete geçmen gerek. Bu kural kampanyanın hızlı yayılması ve katılımcıların biran önce harekete geçmesini sağlıyor. Bu süre içinde harekete geçmezsen eğer, sosyal medyada itibarın kötü görünebilir.

4- Mükemmel zamanlama

Yaz, bir çoğumuz dışarıdayız ve oldukça sıcak. Kim biraz serinlemek istemez ya da ıslanmayı mazeret gösterebilir ki ? Temmuz sonu Ağustos başı, havaların sıcak olması, günlerin uzaması, insanların tatilde olması ya da kampanyaya katılım için uygun zaman yaratabilmeleri için oldukça müsait. Ayrıca okulların tatil olması da ayrı bir avantaj. Zamanlama olarak insanların daha az meşgul olduğu bir dönem seçilmesi, kampanyanın yayılması için büyük etkenler arasında.

5- Domino etkisi

ALS Ice Bucket Challenge hareketinin yaza damgasını vurması hikayesinde Boston Koleji ve beyzbol takım kaptanları Pete Frate’a değinmeden geçmemek lazım.  #strikeoutsALS hashtagı ve yaratıcı videolar ile kampanyanın görünürlüğünü arttıran Pete ve arkadaşları sayesinde istenen sıçrama yaşandı. Önce ulusal düzeyde sonra uluslararası boyutta domino etkisi ile yayılan hareket her girdiği ülkede popülaritesi yüksek kişilerle hepimizin zaman tüneline girdi.

6- Basit ve anlaşılır hashtagler

Kampanyanın hashtagleri, günümüzün SEO (arama motoru optimizasyonu) uzmanları tarafından kolay hatırlanabilir ve etkili bulunan  #IceBucketChallenge ve #StrikeoutsALS. İki hashtag de kampanyanın ne olduğu iki kelime ile açıkça ortaya koyuyor. İlgili içerikleri ve videoları bulmak için ortak bir arama standartı yaratıyor. Sosyal medya kullanıcıları, sadece bu iki hashtag ile farklı sosyal platformlarda diğer katılımcıların paylaşımlarını bulabiliyor.

Ice Bucket Challenge kampanyasının başarısının arkasındaki stratejiyi iyi okumak gerek. Dünyayı değiştirmek, bir şeylere meydan okumak için iyi planlanmış bir strateji ile yola başlamanın ne kadar önemli olduğunu ALS ile ilgili bu kampanyada gördük. Özellikle sivil toplum örgütleri ve kampanya yöneticileri için ders niteliğinde bir pazarlama stratejisi ortaya koyan kampanya: Ice Bucket Challenge. Tabi ki bununla birlikte her çalışmanın kendine özel dinamikleri olduğu ve her kampanyanın kendi stratejisinin belirlenmesi gerektiğini unutmamak gerek.

Doğru bir strateji ile sende bir şeyleri değiştirmek için meydan oku !

[message_box title=”E-Bültenimize abone olun:” color=”red”][wysija_form id=”1″][/message_box]

Hayalet Pazarlama Yanı Başımızda

Bi’ sahne canlandırın kafanızda.

“Pardon, bi’ fotoğrafımızı çekebilir misiniz?” dedi genç bir adam yoldan senin gibi geçen birisine.

Yoldan geçen kişi kabul etti ve genç adamdan Sony-Ericsson marka telefonu aldı.

Fotoğrafı çekti ve telefonu gence geri verdi.

“Daha önce Sony-Ericsson kullanmış mıydınız, görüntü netliği çok güzel.” dedi genç adam fotoğrafı çeken kişiye.

2002 Temmuz sonunda Sony-Ericsson 60 oyuncuyu işe aldı.

Farklı şehirlerde “sahte turist” rolünde kişilerle temasa geçmeleri

ve ürünü farklı kişilere bu gibi senaryolarla deneyimletmek için.

Orjinal adıyla “The Joneses” ya da Türkçe ismiyle “Örnek Aile 2009”,
ABD yapımı ve “hayalet pazarlama” üzerine bilinmesi gereken bi’ film.

Üzerinde düşünülmesi gereken bir pazarlama kurgusu ve senaryo.

Varlıklı ve iyi yaşamayı seven bir aile rolü ile lüks semtlere yerleşen ve “Jones” sahte adını kullanan sözde ana, baba ve çocuklardan oluşmuş dört kişilik pazarlama ekibi,

Komşuları ve okul arkadaşlarıyla güzel bağlantılar kurup onlara bazı pahalı tüketim mallarının gizli reklamını yaparak,

yani onları özendirerek ve deneyimlemelerini sağlayarak,

adına iş yaptıkları şirketlerinin pazarladığı bu ürünlerin satışlarını arttırmakta ve bu şekilde kendi primlerini ve kazançlarını sağlamaktadırlar.

Filmin adı, aslında filmin temasıyla ilgili bir İngilizce deyişe de gönderme yapmaktadır

“Jones’larla aşık atmak” anlamına gelen “Keeping up with the Joneses”

İngilizce’ye sosyolojik bir deyim olarak girmiş,

kişilerin sahip oldukları lüks tüketim malları ve mülkleri aracılığıyla komşularıyla

“toplumsal statü” ya da “sosyal rütbe” yarıştırmaları anlamına gelmektedir.

Filmin kendi ülkesindeki tanıtım sloganlarında biri

“Onlar Amerikan rüyasını sadece yaşamıyorlar, aynı zamanda satıyorlar da..”

Etrafımıza ve özellikle televizyona baktığımızda

yaşam tarzı satan ünlüler, marka yüzleri geliyor aklıma.

Sizden nazikçe fotoğraflarını çekmenizi isteyen kişileri düşünün.

Ellerindeki telefon- kamerayı size verip kullanmanızı sağlıyorlar.

Ürün hakkında deneyim sahibi oluyorsunuz.

Çevremizdeki kişilerin sahip oldukları ürünler üzerinden deneyim sahibi olup

satın aldıklarımıza bi’ bakalım.

Arkadaşımızın cep telefonu, gördüğümüz bir kitap, deneyimlediğimiz bir PC oyunu,

kullandığımız bir kalem, toplantıda kullanılan bir alet…

Birileri fotoğraflarını çekmemizi isteyebilir.

Bu çok doğal.

Fakat başkalarının rüyalarında yaşamamız veya  bize rüya satmaları ne kadar doğal.

“Uykumda bir kraldım, ama bir hiçim uyandığımda.”

W. Shakespeare

Yeşil Çalışmak Mümkün

Çevre dostu  iş yapmak, sadece kurumsal yenilikler ya da köklü değişikliklere bağlı değildir.

Yeşil iş senin, nerede olursan ol yapabileceğin yeniliktir.

Bunun için senin “yeşil kriterler” koyman başlamak için yeterli olur çoğu zaman.

1. Kullandığınız kağıdı azaltmak.

1 ton kağıt = 2,4 ton ağaç/17 yetişmiş ağaç + 440 ton su + 7600 kWh elektrik enerjisi

Sadece ağaç değil su ve enerji  tasarrufuna da katkı sağlar.

Bi’ de kullandığın kağıtların geri dönüşüm kanallarına ulaşmasını sağlarsan ilk adım için süpersin.

 2. Elektronik atıkların çöp değil.

Elektronik ekipmanların eskimiş, yeni ürün almış olabilirsin. Eğer eskisi kullanılabilir durumdaysa bir okula ya da sivil toplum kuruluşuna bağışlayabilirsin.

Ayrıca yerel yönetimlerin eletronik atıkları toplamada eksiklikleri olabilir,

yaşadığın yerde elektronik atık konteynırı nerede bilemeyebilirsin.

Fakat satın aldığınızda talep etmeniz halinde,

elektrik ve elektronik eşya dağıtıcılarına hiç bir ücret ödemeden teslim edebilirsiniz.

http://www.csb.gov.tr/gm/cygm/index.php?Sayfa=sayfa&Tur=webmenu&Id=8048 adresinden 49. Madde tam da “elektronik atığım var ne yapsam ki?” sorusuna cevap.

3. Akıllı Seyahat

Öncelikle bu ulaşımı yapman gerekli mi bir düşün.

Skype, Google Hangouts gibi bir çok online çözüm senin olduğun yerden,

şehirlerarası ya da semtler arası toplantıların için çözüm olabilir.

Gerçekten gitmen mi gerekiyor?

Öyleyse uçakla/otobüsle/aracınla yaptığın karbon salınımını lütfen telafi et.

http://footprint.wwf.org.uk/

Bi’ bak istersen ayak izin ne kadarmış dünyamızda.

Sonuçta ölçmeden değerlendiremezsin kendini.

 the carbon footprint2

4. Sen uyuyorsan elektronik ekipmanlarında da uyusun.

Akşam ofisten çıkarken ya da evinde çalışmanı bitirdiğinde ihtiyaç duymadığın elektronikleri

kapatman hem enerji tasarrufu hem de elektronik ürünün ömrü için basit bir yöntem.

5. Dijitize ol her şey daha kolay olur.

Dijital çağdayız eyvallah.

Fakat bunun sosyal değer çıktıları pratiğe daha çok geçmeli.

Şirketler, kamu kurumları evraklar kağıtlar kağıtlar ve kağıtlar.

Düşünün, ister 3 kişi ister 120 kişi.

Doğru kurgulanmış ve işlerin doğru parçalandığı bi’ online iş takip sisteminde

ihtiyacın olmayan kağıdı basmadığın,

kağıtların transferi için zaman kaybetmediğin,

imza (onay) için git gelin sadece dijitalde olduğu bi’ iş kurgusu.

6. Ofisinde toprak, bitki yeşillik olsun.

Bardakta ya da ufak bir düzlemde bile olsa gözünün önünde yeşil olsun.

Rahatlatır, huzur verir.

Nefes aldırır.

yeşil kariyer

Dünya Doğayı Koruma Vakfı ( World Wide Fund for Nature) tarafından yürütülen

“Green Office” programı bu alanda Türkiye içinde yapılan etkili uygulamaların başında gelmekte.

Vodafone Maslak Plaza, Garanti Bankası Genel Merkez ofisi başta olmak üzere bazı kurumlar ve ofisler

WWF ile süreci tamamlamış ya da yeşil ofis yolunda ilerlemektedirler.

Aslında madde madde saydığımıza bakma.

 Amerika’yı yeniden keşfetmek değil bu.

Maddeleri de arttırabilirsin dilersen.

Ama

sadece ilk cümleye dön.

Çevre dostu iş yapmak, sadece kurumsal yenilikler ya da köklü değişikliklere bağlı değildir.

Yeşil iş senin, nerede olursan ol, yapabileceğin yeniliktir.

#kedikazanır

#kedikazanır

Üstüne konuşmadan bi’ kediler nasıl kazanmış izleyelim.

Reklamdan bahsetmeden önce BLAB demek lazım.

Vestel’in “Çok Düşünen Anneler”,“Bi’ Büyük Hareket”

gibi zeka pırıltısı reklamların mimarı ekip.

Ayrıca “Effie” isimli dünya çapında itibar sahibi reklam indexi içinde

bağımsız ajanslar kategorisinde [i]  7. Sırada uluslararası başarı sahibi oluşum.

Kedimize dönersek, Vestel BLAB uyumunda devam eden değer temelli bir sunuş var.

Burada Salim Kadıbeşegil’in yazısından alıntı yapmam en kısa ve öz anlatım olacaktır.

[ii]“Pazarlamanın 4 P si (product, price, place, promotion) markaların kıran kırana rekabet ettiği pazarlarda sonuca giden ana formül idi…

Aslında olması gerek bugün markaların hem karlılıkları hem itibarları için kendilerini dönüştürmeye çalıştıkları People Planet  ve Profit’ten oluşan 3 P idi ama yanlış P’ler “birbirleri” tarafından önümüze itelendi.

Evet ortada yeteri kadar “P” vardı ancak “V” yoktu. “V” yani “values” yani değerler.”

Kedi Kazanır ile değerlerimizi ve duygularımızı okşayan bu reklamı tamamen örtüşmese de

Dünya’da ivme kazanarak gelen “green marketing”  sadece ürünü arzu etmemizi değil

değer vermemizi de sağlıyor.

Koç Bilgi Grubu bu süreçte kendi içinde atık sistemi kurarak 51 ton kağıt toplandığını bu rakamla,

867 ağacı kurtardığını, 1836 ton sera gazı salınımını engellediğini ve 1.326.000 litre suyun harcanmadığını duyurdu.

Bilim ilaç, 2009 yılı itibari ile 25 bin ton olan karbon ayak izini 3 yıl içinde %7 düşürmek

Elektrik tüketiminin 1/3’ünü karşılamak amacıyla Bilim Gebze tesisine yaklaşık 500 kVa kapasiteli rüzgar gülleri kurulması,

Video konferans yöntemi ile şirket çalışanlarının seyahatlarının azaltılması gibi yollara başvurdu.

Eczacıbaşı elektrik tükemitimi %9.8 azalttı ve karbon emisyonunu 9.1 oranında geriletti.

Alman Post DLH Group bünyesinde yer alan DHL Express kurye rotalarını düzenleyerek 2015’e kadar karbon salımını %50 azaltmanın telaşında.

Şirketler ayak izlerini silme telaşında, değerleri görmezden gelen markalar şu ya da bu nedenle boykot kampanyalarına hızlı bir şekilde maruz kalabiliyor.

(Mattel oyuncak firması, barbie bebeklerin üreticisi olarak bilebilirsiniz, Çin’de kurşun kirliliğine yol açtığı nedeniyle eleştirilmesi ve kulak ardı etmesi sonucu derin bir boykota maruz kalması, ticaret hacminin giderek düşmesi gibi)

Branded ( Marka) filminden bir alıntı ve ekleme ile kapanışımızı yapalım.

Branded repliği

“Eskiden markalar insanların isteklerine göre şekillenirdi şimdi insanlar markaların isteklerine göre şekilleniyor.”

Benden ekleme

“Markaları yine insani değerler şekillendirmeye başlıyor.”