Halil Yavuz

1989, Gaziantep doğumluyum. Gaziantep Üniversitesi Dış Ticaret bölümünden mezun olduktan sonra, ODTÜ iktisat bölümünü kazandım. Şu an ODTÜ'de 4.sınıf öğrencisiyim. Bu sürede AÖF-İşletme Bölümünü de uzaktan eğitimle tamamladım. Glokalweb.com adlı, öğrencilere çeşitli alanlarda fikirlerini paylaşma olanağı sunan web sitesinin kurucu ekibinde yer aldım. Satış-İş Geliştirme alanında kariyer planlıyorum.

Academia: “One Step Further to Your Career!”

Pazarlama Türkiye olarak sponsoru olduğumuz Türkiye’nin en önemli Pazarlama Kampanyası Yarışmalarından olan Just-Marketing‘i düzenleyen ODTÜ İşletme Topluluğu yepyeni bir etkinlik ile öğrencilerin karşısına çıkıyor!

Öğrencileri iş yaşamına hazırlamak adına çalışmalarını hız kesmeden sürdüren ODTÜ İşletme Topluluğu, her yıl yeni ve daha iyi aktivitelerle üniversite öğrencilerini daha kalifiye bir şekilde mezun etmek adına birçok yeniliğe imza atıyor. Türkiye çapında tüm üniversitelerin katılımına açık aktiviteleri ile adından söz ettiren ve birçok listede Türkiye’nin en iyi 3 öğrenci kulübü arasında yerini alan topluluk, yeni ve dopdolu bir aktivite hazırladı. Aktiviteyi düzenleyen Pazarlama & İletişim Komitesi Direktörü Gülşah ÖZTÖRÜN‘ün “Topluluğun yeni bebeği” olarak tanımladığı aktivitenin adı:

ACADEMIA!

ODTÜ İşletme Topluluğu’nun bu yıl ilkini düzenleyeceği Academia başlıyor! Geçtiğimiz yıllarda Gelişim Akademisi ismiyle gerçekleştirilen aktivite bu yıl yenilenen formatıyla 28 Kasım günü ODTÜ kampüsünde gerçekleştirilecek.
P&G(Procter&Gamble) Ana Sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan Academia, ODTÜ İİBF B Binasında, G102 numaralı amfide 3. ve 4. sınıf öğrencileri ile buluşacak.

Aktivite dili İngilizce olan ve mülakat teknikleri, ikna teknikleri, Networking’in gücü, imaj yönetimi gibi konularda alanında uzman kişiler tarafından verilecek eğitimleri içeren Academia’nın programı ise şu şekilde:

odtu-academia-afis-ok13.45 – 14.30 : Cem Canikoğlu – Türkiye/Kafkas ve Güneydoğu Avrupa Bölgesi Yetenek Yönetimi Yöneticisi – Mülakat Teknikleri (P&G)

14:30-14:45: Break

14.45 – 15.30 : Güliz Büyüközer – Eğitim ve Gelişim Yöneticisi – İş Hayatında Networking’in Önemi (3M)

15:30-15:45: Break

15.45 – 16.30 : Barbaros Şansal – Terzi Yamağı – İş Hayatında İmaj Yönetimi

16:30-16:45: Break

16.45 – 17.30 : Özgün Şahin – Türkiye Toptan/Perakende ve Geleneksel Kanallar Yöneticisi – Kavramsal Satış & İkna Teknikleri (P&G)

*Etkinlik ÜCRETSİZ olup, katılım kontenjanla sınırlıdır!

*Başvuru için Tıklayın

Etkinlik linki için Tıklayın

Son başvuru tarihi: 25 Kasım

Facebook’tan Rooms Atağı: “Chat Rooms” geri dönüyor!

17 Ocak 2014 tarihli yazımda bahsettiğim üzere ODTÜ mezunu bir Türk, Cemre GÜNGÖR, Amerika’da eğitimi sırasında birkaç arkadaşı ile birlikte bir sosyal ağ kurdu, “Branch”. Ve kurulduğu dönemde Facebook, Branch’ı 15 Milyon Dolar’a satın aldı. Geçtiğimiz günlerde Facebook yeni mobil ugulama ürünü olan “Rooms” uygulamasının tanıtımını yaptı hatta Amerika ve İngiltere gibi bazı ülkelerde Appstore’lerde kullanıma sunuldu.

rooms

roomsRooms, Branch’ın kuruluşundaki mantığın uygulamaya dökülmüş hali. Rooms sayesinde kullanıcılar ilgi alanlarına göre fikir ve bilgi alışverişinde bulunabileceği odalar oluşturabiliyor, ya da açık olan odalardan birine istediği kullanıcı adı ile dahil olabiliyor. Birkaç yıl öncesinde yaygın olan “chat rooms”ları anımsatan Rooms, kullanıcılara kimliklerini gizleme hakkı vererek sohbet ya da tartışma odalarında kendilerini daha rahat ifade edebilmelerine olanak sağlıyor. Tabii verdiği rahatlığın yanı sıra olumsuz sonuçları da olacaktır diye düşünüyorum ben. Kullanım sözleşmesinin kapsamı, odalardaki sohbetler sırasında kullanılacak argo kelimelerin engellenmesi gibi konularda ne gibi önlemler alınacak bilmiyoruz ama kişilerin kimliklerini gizleyerek dahil olabileceği tartışma ortamlarında bu gibi konular sıkça gündeme gelecek gibi görünüyor, en azından Türkiye’de.

Önceki yazımda uygulamanın Twitter’a alternatif olabileceğini belirtmiştim ve bu iddiamı hala destekliyorum. İnsanların, Twitter’de yorumda bulunmak istediği ancak çeşitli sebeplerden dolayı kimliklerini, görüşlerini ifşa etmek istemedikleri, edemedikleri, birçok konu için kurulacak odalar, büyük rağbet görecek gibi duruyor.

Uygulamanın yöneticisi ise Branch’ın kurucularından olan ve satınalma sonrası Facebook bünyesinde çalışmaya başlayan Josh Miller. Kısacası uygulama emin ellerde, fikir babalarından biri yönetiminde yürütülüyor.

Rooms’un Facebook, Twitter ve Instagram hesapları açılmış ve Facebook.com altında, Rooms uygulaması için yardım merkezi de kurulmuş.

Uygulamayı indirmek için bu linki kullanabilirsiniz.

[message_box title=”E-Bültenimize abone olun:” color=”red”][wysija_form id=”1″][/message_box]

ALLİANZ Türkiye’den Ayhan SİCİMOĞLU Projesi

Ayhan SİCİMOĞLU Türkiye’de geniş kitlelere hitap eden müzisyen, radyocu, gezgin, sunucu ve iş adamı gibi birçok kimlikleri ile tanınmaktadır. Ayrıca ilgi alanım olması sebebiyle belirtme gereği duyuyorum, Türkiye’deki en iyi perküsyon sanatçılarındandır. 70’li yıllara kadar gidildiğinde Mazhar ALANSON ile kurduğu “ İpucu Beşlisi” olarak bilinen bir müzik  grupları da vardır. Bilgi-Kültür birikimi ve eğlenceli kişiliği ile kendinden söz ettiren SİCİMOĞLU ile bir reklam projesi başlatmak da bir o kadar eğlenceli olacaktır tahmin edebileceğiniz gibi. Olmuş da zaten.

Allianz -1Allianz Türkiye’nin icra kurulundan güvenlik görevlisine kadar tüm çalışanlarını bir reklam filminde toplaması başlıbaşına bir samimiyet göstergesi. Çok resmi olduğu düşünülen yönetimlerin aksine Allianz Türkiye çalışanlarının böyle bir uyum içerisinde böyle eğlenceli bir reklam filmi çekmiş olmaları Allianz Türkiye’yi farklılaştırıyor. Reklam filminde tüm çalışanların enerjisini ve samimiyetini hissetmeniz mümkün. Ben izlerken çok samimi buldum en azından. Bu yazıyı da klasik resmi formlarda yazmadığımı da fark etmişsinizdir zaten. Bu reklamdan yola çıkarak Allianz Türkiye Kurumsal İletişim Başkanı Fatmanur Erdoğan ile röportaj tadında bir sohbetimiz oldu. Allianz Türkiye olarak böyle bir kampanya başlatmış olmalarının arkasında yatan fikri merak ettik ve sorduk. Kendisi ile yaptığımız röportajın özeti aşağıdadır.

“Dışavurumcu şirketler dönemini başlatıyoruz”

Allianz Türkiye Kurumsal İletişim Başkanı Fatmanur Erdoğan, Allianz’ın bu yeni dönemine ilişkin iletişim stratejilerini açıkladı. Sigorta sektörünün daha içine kapalı bir sektör olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Allianz Türkiye olarak, yeni dönemde ‘dışavurumcu şirket’ anlayışını sektöre kazandırıyoruz. Yani, doğal olanı doğal ve olağan şekilde anlatıyoruz. Duygu ve düşüncelerin etki altında kalmaksızın dışa vurulmasını ve olanı olduğu gibi vermeyi amaçlıyoruz. Allianz olarak sektörün bilinirliğini artırmak amacıyla daha dışa dönük bir yaklaşım sergileyeceğiz. Klasik sigortacılık anlayışından farklı bir dil ve diyalog tarzı ile yol alacağız. Bu çalışmaların sadece Allianz’ın değil, tüm sektörün itibarının yükseltilmesi, sektörün faaliyetlerinin daha iyi anlaşılması ve sektöre olan güvenin artması açısından da önem taşıdığı kanısındayız” diye ekledi.

Fatmanur Erdoğan, bir sigorta şirketiyle müşterilerin genellikle zor zamanlarında yollarının kesiştiğine de dikkat çekti. “Müşterilerin zor zamanlarında yanında olan bizlerin hayatından bir kesit sunmak istedik. Yaşantımızdan bir anı sizlerle paylaşmak istedik. Daha açık, samimi ve içten bir dille yaklaşmak istedik. Sigortanızı kullanırken, arkasında her gün daha iyi hizmet verebilmek için iyi niyetle çalışanların kimler olduğunu göstermek ve gerçek hayattan bir kesit sunmak istedik” diyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de ilk kez bir şirketin tüm İcra Kurulu üyeleri en doğal halleriyle dijital dünyada yer alıyor. Böylece Allianz’ın yeni döneminde paydaşlarına ve topluma daha yakın, sıcak ve sosyal bir marka olma hedefinde ne kadar samimi olduğumuzu anlatma fırsatı bulduk. Sektöre yön verecek ve yeni nesil çalışanların da ilgisini çekecek dışavurumcu projelerimizle diyaloğa devam edeceğiz.”

Kampanya sürecinde Allianz Türkiye’nin sosyal medya hesapları da Ayhan Sicimoğlu tarafından yönetildi ve birçok Twitter ünlüsü de kampanya kapsamında Allianz sosyal medya hesaplarıyla sohbetler gerçekleştirdiler. Gençliğin aktif olduğu sosyal medya trendlerini yakalamayı başaran Allianz, Onedio.com, ekşi sözlük  ve Listelist.com gibi kanalları da iletişim kampanyası kapsamında çok verimli kullanmış.  Fatmanur Erdoğan’ın bahsettiği “doğal olanı yansıtma” konusunda yeterince ikna edici bir iletişim kampanyası olmuş. Allianz Türkiye’nin kurum kültürünü yansıttığı kampanya kapsamında kullandığı #anilarinhastasiyim hashtag’ı de Ayhan Sicimoğlu ile özdeşleşmiş olan “hastasıyım” kelimesinden geliyor. Bu hashtag içerisindeki samimi ve eğlenceli anılar da kampanyanın samimiyetini destekler nitelikte.

[message_box title=”E-Bültenimize abone olun:” color=”red”][wysija_form id=”1″][/message_box]

Argostroloji Röportajı

Kendisi dışında herkesin “Fenomen” olarak tanımladığı, egolarından arınmış ve kendi tabiri ile “kendi halinde bir adam”. Başarılı çalışmalara imza atmış ve sosyal sorumlu yönüyle topluma değer katma msiyonunu layıkıyla yerine getiren bir Twitter ünlüsü. Bilinen adıyla Argostroloji, Eray EFE ile keyif dolu bir röportaj gerçekleştirdik.

argostroloji3

***Eray EFE namıdiğer Argostroloji kimdir? Argostroloji’nin ortaya çıkış hikayesi nedir?

Eray 24 yaşında psikoloji mezunu ve aynı zamanda ticaretle uğraşan kendi halinde bir adamdır. Küçüklüğümden beri internetle, sosyal medyayla içiçe olan biriyim. MRC, Icq, msn ile başlamış bir merak Twitter denen şey ortaya çıkana kadar. Twitter ile birlikte bir burç yorumu yazan bir kişiyi takip etmeye başladım. Birgün sıkılıp, bu yorumlarla biraz dalga geçmek eğlenmek adına burç yorumlarımı kendim yazdım. Tabi tüm bunları Eray EFE adıyla açtığım hesaptan yaptım. Arkadaş çevrem RT etmeye başladı, sonra onların arkadaşları derken, insanların bu olayı beğendiğini gördüm ve bunu başka bir hesaptan yapma kararı aldım. Kendi adımla kullandığım hesabımı yaklaşık 2 yıl kullandım, 3bin takipçim vardı. Sonra Argostroloji hesabımı açtım. Burç yorumlarını biraz dalga ile eğlence ile karıştırarak yazmaya başladım ve kendi Eray EFE hesabımdan RT etmeye başladım. Yine aynı şekilde kuzenim, arkadaşlarım, onların arkadaşları derken, bu yorumları attığım günün ertesi günü uyandığımda takipçi sayım 5bine ulaşmıştı.

***Fenomen olma fikri yok yani biraz daha kendiliğinden gelişen bir süreç diyebilir miyiz? Bu kadar ilgi çekici kılan şey nedir?

Öncelikle kendimi “fenomen” olarak adlandırmıyorum. Twitter ünlüsü diyelim. İnsanlar gülecek bir şey arıyor. Burç yorumu da zaten ilgilerini çeken birşeydi. Hem ilgilendikleri hem de gülebilecekleri şekilde düzenledim yorumlarımı. İstedikleri şeyi anladım ve bu yolla 1 yıl içerisinde 250bin takipçi sayısına ulaştım. Tabi bu konuda bana yardımı olan çok insan oldu. Sanatçılar, radyocular, kuzenim ve arkadaşlarımın desteği büyük oldu. Twitter de yardımcı oldu. Bildiğiniz gibi Twitter’e ilk kayıt olduğunuz zaman 5 kişi takip etme zorunluluğunuz olur ve Twitter beni önerilen kişiler arasında almıştı. Hergün 5bin kadar takipçi bu yolla bana ulaşıyordu. Bugün 500bin üzerinde takipçiye ulaştım. Programsal hilelerle yapıldığını düşünenler oldu ancak bunu test eden uygulamalar ile gerçekliği kanıtlandı.

***Bölümünün bir etkisi oldu mu peki? Bir sırrı var mıdır bu işin bu kadar tutmasının?

Kısmen oldu tabii ki. İnsan psikolojisini anlamak çok önemli sosyal medyada. İnsanların hangi saatte ne duymak istediğini biliyorum. Saat-saat ne isterler ne yazarsam tutar biliyorum.Örnek verecek olursa 12den sonra yalnız insanlar kalır, onlarla ilgili yazdığın şeyler tutar. Kısacası birbirini tamamlayan bir süreç oldu. Hem bölümün etkisi hem de kişisel tecrübeler.

***Sosyal Medya Pazarlaması konusu Türkiye’de nasıl bir süreç izledi?

Facebook ile başladı denebilir. Şu an her tarafı reklam dolu ama değerini son zamanlarda kaybediyor. İnsanları bunaltacak duruma geldi ve Facebook reklamları etkisini kaybetmeye başladı. Twitter için şimdilik böyle bir durum söz konusu değil çünkü o kadar reklam koyabilecek bir alanı yok. “Promoted Hashtag” olayı ile yürütülüyor kampanyalar. Vine uzantısı var bir de. Vine dediğimiz şey T.V. reklamının aynısı. Twitter üzerinden paylaşılan vine videoları otomatik oynatılacak artık. Girdiğin an karşında ve kendiliğinden oynatılmaya başlayacak. Şu an fotoğraflar için bir düzenleme yapıldı zaten fotoğraflar ekrana otomatik çıkıyor. Videolar da o hale getirilecek.

argostroloji2

***Sosyal Medyanın gelecekteki yeri ne olur? Klasik medyaya zarar verir mi ?

Değeri artacak kesinlikle. Yazılı basın zaten bitiyor. İnsanlar gazete okumayı bırakalı çok oldu. Kısa sürede çok bilgi istiyoruz artık ki Twitter’in olayı bu. 140 karakter ile anlat, hızlıca oku ve geç. Kitap okumayan bir ülke olarak twitter kullanımında çok aktifiz. Hergün bir kitap kadar tweet okuyan insanlar var. Zaman faktörü de var tabii. Daha pratik daha hızlı ve kolay ulaşılabilir olması çekici kılıyor. Her an akıllı telefonunuzdan gündem takip etme fırsatınız var. Klasik medya güçleri de sosyal medyanın farkında, onlar da bu yönde bir eğilim gösteriyor artık. E haliyle fenomenleri de kullanıyorlar bu bağlamda. Yeni nesile ulaşmak için T.V’nin etki alanı yetersiz kalıyor. Gazeteler online hale geldi, haber kanallarının web siteleri sosyal medya hesaplarına ciddi yatırımlar yapılıyor. Olması gereken oluyor. Artık hayata sosyal medyada dönüyor. Son zamanlarda bir sosyal medya uygulamasının T.V. reklamına şahit olduk. Ne kadar saçmaydı. Sosyal medyada bir etki alanı oluşturmaya çalışırken bunu T.V. yoluyla yapmak ve ciddi reklam bütçeleri harcamak çok mantıklı bir strateji sayılmaz. Klasik medyanın etki alanı ile sosyal medyanın alanları farklılaşmaya başlıyor. Dizileri kullanarak reklam yapmak bir nebze bu genellemenin dışında tututabilir. Sektöre ve hedef kitleye bağlı olarak, ilgi çeken dizilere reklam vermek hala çok akıllıca bir yatırım ancak reklam olayı etkisini azalttı ki büyük şirketlerin çoğu da sosyal medyaya çevirdi yatırımlarını.

***Ne gibi negatif yönleri var peki? Ya da olumlu yönlerine ekleyeceğin neler var?

Bilgi kirliliği. Hergün birini öldürüyoruz sosyal medyada. Bir bilgi atılıyor ve kulaktan kulağa o kadar hızlı yayılıyor ki, doğruluğu kanıtlanmamış yüzlerce bilgi hergün timeline’mizi dolduruyor. İnsanlar araştırmıyor artık. Gördüğü her bilgiyi doğru kabul edip inanıyor. Hashtag’a bakıyoruz, şu sanatçı ölmüş, hemen kapatıyoruz. İçeriğine bakıp onun bir geyik olduğunu araştırmıyoruz. Ve maalesef bunun önüne geçmenin bir yolu yok. İnsanlar bilinç kazanmadığı sürece böyle devam eder. Benim profilim kötü bir amaçla kullanılacak olsa, eminim ülkeye büyük zararlar verecek tartışmalara yol açabilir.

***Sen bu dengeyi nasıl kuruyorsun peki? Her paylaşımın doğruluğunu nasıl ispatlıyorsun?

Benim de yanlış yazdığım şeyler oluyor tabii. Çok zor durumlara düştüm bazı yanlış paylaşımlarımdan dolayı. Doğruluğunu sonradan ölçme fırsatım oldu ve pişman oldum paylaşımdan, sildim. Bir başka boyutu daha var tabi olayın, herkesi mutlu etmek zaten imkansız. Bazı konularda doğruluğunu görmediğin emin olmadığın şeyi yazmıyorsun, yazmadığın için küfür yiyorsun. Yazdığın zaman da yanlış diyenlerden küfür yiyorsun Herkesin beklentileri başka, duymak istediği başka. Gezi olaylarında, Suriye olaylarında çok yaşandı bu durumlar. Doğruluğundan emin olduğumuz paylaşımlar da tepki gördü, yanlış olanlar da. Bu hesap bana ait ve bu gizlediğim bir şey değil. Yani bu hesapta ben ne istersem onu paylaşırım. Gözümle gördüğümü kulağımla duyduğumu yazarım. İnsanlar hep bir beklenti içinde ve anlamaları zaman alacak. Twitter yine biraz daha anlayışlı olan kesim. Facebook hesabımdaki kesim daha başka. O yorumlaşmalar…

***Sosyal medya klasik medyaya göre daha ucuz daha düşük maliyetli ise fenomenlerin çok kazandığı söylentisi nedir?

Kesinlikle daha düşük maliyetli. Sadece klasik medya fazla pahalı, bizimki onun yanında az kalıyor. Ama genel olarak bakacak olursak sosyal medya da güzel para getiriyor tabii. Kiminle kıyasladığına bağlı yani. 2 dakikalı reklam 50bin TL iken 1 tweet bin TL ise, bu düşüktür ama sadece 1 tweet bin lira olarak bakarsak, ciddi bir rakam. Bahsettiğimiz paraları herkes kazanmıyor tabi ki. Belirli bazı kişiler sadece. İki Kafadar adlı bir filmin sosyal medya tanıtımını bir ekip olarak yaptık mesela. T.V yerine sosyal medyaya bütçe ayırdı film ekibi ve başarılı da oldu. Hitap etmek istediği kesime ulaştı. Diğer yandan da “uzayda arsa satmak” gibi saçma reklamlar teklif edenler de olmuyor değil tabi.

***Fenomen doğulur mu olunur mu? Şu an ben fenomen olacağım diyen birisi olabilir mi? Var mı bu işin bir yolu?

Bizi fenomen yap parasını verelim diyenler var. Para karşılığı bu hizmeti verenler de var. Ben yapmıyorum tabi o ayrı. Ben daha çok proje bazlı, sanatçılarla çalışıyorum. Böyle işlerle uğraşmıyorum kısacası. Ki Twitter bu hale geldikten sonra çok zor bir şey fenomen olmak istiyorum deyip olmak. Bir işi ilk yapanlar yer ekmeğini her iş’te olduğu gibi. Büyük iddiası olanlar böyle birilerini fenomen yapmakla falan uğraşmaz. Benim iddiam büyük. Pucca var bilirsiniz, bu işin ilklerindendir ve çok başarılıdır. Onun da iddiası tabii ki büyük olacak. Takipçi sayısı bizim 10’da 1’imiz kadar olan “fenomenler” yapıyor böyle işleri. Genellemiyorum tabi ama içlerinde mekana gidip “ben fenomenim benden hesap almayın” diyebilenler var. Sorsan fenomen’in sözlük anlamını bilmez belki. Biz sıradan insanlarız abi, sanatçı değiliz ya da oyuncu değiliz. Bizden ne diye hesap almasınlar, bizi yolda görüp neden boynumuza sarılsınlar. Garipsiyorum bazen böyle şeylerle karşılaşınca. Fenomen kelimesi bu yüzden itici geliyor, kullanmıyoruz bunu. Soruya gelecek olursak; bence “fenomen” olmak bu vakitten sonra imkansız. Tabi 20bin takipçim olsun fenomen olurum derseniz, bir miktar parayı da gözden çıkarırsanız, bir ihtimal bu hedefe ulaşabilirsiniz tabii. Bir de takipçisi sayısı fazla olup etki alanı olmayanlar var. Programlarla, uygulamalarla takipçi kasıyorlar. Bunu de ölçen twittercounter adında bir sistem var. Orda herşey ortaya çıkıyor.

***Sosyal Medyada Sosyal Sorumluluğun yeri nedir?

Benim için çok büyük önem arz ediyor. Benim kardeşim down sendromlu. Özellikle sağlık konularında çok hassasım. Bu iş tuttuğu zaman kendi kendime söyledim bunu, bu yönde kullanacağım, fayda sağlayacağım dedim. Kan bulmak için yaptığım RT’ler çok fazladır. Fake olduğunu düşündüklerim olurdu ilk zamanlar ama bizzat gidip onayladığım olaylar oldu. Bir kardeşimize ilik aradık, kan gerekti. İnsanlar hastaneye koştular ve ben de oradaydım. İnsanlar beni ezdi geçti. Ciddi olarak yere düştüm kalabalığın içinde. Yaşattığı mutluluk paha biçilemez. İnsanlara bir fayda sağlamak, bir tweet ile onlarca insanı harekete geçirebilmek çok önemli bir araç sosyal sorumluluk anlamında. Yaptığım iş, benim para kazanmam dışında başkalarına da yaradı, gurur verici. Yine TEMA vakfı için bir proje yürüttük ve ileriye yönelik projelerimiz var sosyal sorumluluk adına. Doğru kullanıldığı zaman etki alanı çok büyük bir mecraa sosyal medya. İnsanları bir araya getirmek için inanılmaz bir araç.

***Sosyal Sorumluluk Bilincini kötüye kullananlar yok mu peki? Varsa, ve siz bunun farkına varırsanız ne gibi bir yaptırım hakkınız var?

Aramızda anlaşmamız olan bir kurum ya da kuruluş değilse, herhangi bir yaptırımımız söz konusu olamıyor maalesef. Anlaşma yoksa yaptırım da yok. Rezil edebiliyoruz ancak. İnsanlar yardım istediği zaman önce kendim gidip görüyorum. Adres isteyince, samimi olmayan kişiler hemen kapatıyor zaten, ses tonundan bile anlıyorsun. Gidip gördüklerime de elimden gelen her türlü desteği vermeye çalışıyorum.

argostroloji1

***Bu iş seni zengin etti mi?

Etti denebilir. Benim felsefem şu: 30’una kadar milyoner oldun oldun. Sonrası evlilik falan derken zor. Paraya henüz doymadım, twitter iletim de bu zaten “paraya doymayan adam”. Yaptığım tek iş bu değil tabi. E-Ticaret ile uğraşıyorum. Tutan birşeyin benzerini değil, farklı bir şey yapmak istiyorum. Elimde sosyal medya gibi bir güç var ve bunu kullanacağım mutlaka kendi işim için de. Bu işte güzel para var evet.Aylık 5bin TL kazandığımızı falan söylediler. Yalan, yok öyle bir şey. Bunlar küçük rakamlar Özel bir okuldan mezunum ve okulumu kendi kazandığım para ile okudum, arabamı kendim aldım. Maaşlı bir iş yapmayacağımı zaten biliyordum. Çocukluğum pazarda satıcılık yapmakla geçti. Pazarda terlik sattım birgün Çok uygun fiyata buldum ve büyük miktarda aldım. Pazarda terlik satan bir satıcı geldi ve tüm terliklerimi satın aldı orada satış yapmamam için. Ticarette bereket var. Maaşlı bir iş’te standart bir pazarlamacının aylık maaşını yaptığım işe bağlı olarak bazen 1 günde kazanıyorum ben. Evleneceğim para lazım Tabi bu rakamlar çok az bir kesim için geçerli, toplasan 10 kişiyi geçmez.


***Sosyal Medya Kullanımı ile ilgili önerilerin nelerdir?

Özelinizi çok paylaşmayın. İş başvurularınızda şirketler artık sosyal medya hesaplarınızı da kontrol ediyor. Paylaştığınız şeyler ileride hayatınızda sorun olmasın. En azından kötü niyetle kullanmak isteyen birilerine malzeme olacak şeyler olmasın. Özellikle kızlar için söylüyorum, bikinili fotoğraflarınız iyi bir photoshop kullanıcısının elinde çok utanç verici şeylere dönüşebilir. Yakın çevremde yaşayan kişiler oldu bunları. Paylaşımlarında dikkatli olun. Sosyal medya fenomen olduğu için işe alınmayan arkadaşım var benim. Paylaşımları çok küfür içerikli olduğu için. Sosyal medya hesaplarınızın kişiliğinizi yansıttığını unutmayın. İnsan psikolojisinden anlayan biri oraya bakarak hakkınızda birçok bilgiyi elde edebilir. Kendiniz olun, rahat olun. Espri kalitesi yükseldi bu sosyal medya sayesinde. Samimi olun ve tadını çıkarın. Mahremiyetinizi ortadan kaldırmayacak şekilde yapın bunu. İnsanlar özel hayatlarını paylaşma konusunu biraz abarttı çünkü. Bu bağlamda Klout Score kullanın. Sosyal medyadaki etki alanınızı ölçen bir sistem. Kaydolup hesaplarınızı bağlıyorsunuz ve otomatik olarak sizin etki alanınızı ölçüyor. Şu an Türkiye’de önemi çok anlaşılamadı ama çok büyük bir yeri olacak ileride. Ben kullanıyorum ve Türkiye’de en yüksek skora sahip kişilerden biriyim. Sosyal medyadaki etkinizi gerçekten ölçebilen bir sistem ve kullanmanız büyük avantaj sağlayacaktır.

Değerli paylaşımlarından dolayı Eray EFE’ye, Argostroloji’ye teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Just-Marketing Pazarlama Kampanyası Yarışması

ODTÜ İşletme Topluluğu’nun bu yıl yedincisini düzenlediği Just Marketing//14, Doritos Ana Sponsorluğunda 10-11-12 Nisan tarihlerinde!

Türkiye çapında tüm üniversite öğrencilerinin katılımına açık olan Just Marketing//14, iki kısımdan oluşuyor:

*Just Marketing//Congress: 2 gün boyunca Türkiye’nin önde gelen Pazarlama Direktörleri ve Reklamcılarından eğitim; her akşam sosyal program, söyleşi ve sürprizler!
*Just Marketing//Challenge: Doritos’un vereceği brief, 3er kişilik 12 takım, heyecanlı bir süreç ve Pazarlama Kampanyası sunumları jüri değerlendirilmesi.

Program:

10 Nisan Perşembe – Marketing Day
*11:15-12:30, Dijiturk Pazarlama Direktörü Boysan AKKAYA
*12:45-14:00, Turkcell Kurumsal Pazarlama Çözümleri Direktörü Neslihan UÇAR
*14:30-15:45, Microsoft İnsan Kaynakları Müdürü Kemal ÖZEL
*16:15-17:30, PepsiCo Yiyecek/Gençlik Kategorisi Pazarlama Müdürü Pınar ŞENGÜN
*Sosyal Program – ODTÜ Kültür Gecesi

11 Nisan Cuma – Advertising Day
*12:45-14:00, DRAFTFCB Reklam Ajansı CEO Elif ONAY
*14:30-15:45, Big’n Bold Kurucu Ortağı ve Kreatif Direktör Çağrı ALICI
*16:15-17:30, Tribal Worldwide ve Apple Freelance Kreatif Direktör Arda ERDİK
*17:45-19:00, Sürpriz Söyleşi
*Sosyal Program – Eymir Gölü’nde Akşam Yemeği

*Katılım için Oturum başı 5 TL. 7 Oturumdan 4’üne katılanlara Just Marketing//14 Sertifikası verilecektir.

12 Nisan Cumartesi – Challenge Day

*09:30 – 10:30 Brief’in Verilmesi
*10:30 – 14:30 Grup Çalışmaları
*14:45 – 18:00 Sunumlar ve Ödül Töreni
Akşam – Sürpriz programımızla eğlenceye doyacaksınız.

“En iyi reklam kampanyasını ben hazırlarım, pazarlama benden sorulur!” mu diyorsun? 2., 3. ya da 4. sınıf lisans öğrencisi misin? O halde Just Marketing//14 Challenge seni bekliyor!
“Just Marketing//14 Challenge’a nasıl başvururum, bu fırsatı kaçıramam!” diyorsan 3 kişilik takımını kur, www.just-marketing.net’ten 2 Nisan 2014 Çarşamba’ya kadar başvurunu yap. 7 Nisan 2014 Pazartesi günü açıklanacak olan yarışmaya katılmaya hak kazanan takımlar arasındaysan ODTÜ’de seni bekliyor olacağız.

*Başvuru ücreti – 2 gece 3 gün konaklama, 3 gün kahvaltı, 3 gün akşam yemeği, ilk iki gün oturumlar, sosyal programlar ve ikramları içermektedir. Başvuru ücreti konaklamadan yararlanmak isteyen takım(3 kişi) için 300TL, konaklamadan yararlanmayacak takım(3 kişi) için 150TL dir.
*Konaklama ODTÜ yerleşkesinde bulunan Aysel Sabuncu Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecektir.

Peki sonuç? %100 Sabancı MBA Bursu, FritoLay’de yaz stajı, Süral Resort Hotel’de tatil, giyim ve elektronik hediye çekleri ödüllerinden biri senin ve takım arkadaşlarının olabilir!
Hem eğitim hem eğlence hem de ödüllerle dopdolu Just Marketing//14’e hazır mısın?

Türkiye’deki tüm üniversite öğrencilerine açık bu etkinliğe başvuru için: www.just-marketing.net

Bir Nev-i Bilimsel Pazarlama: NÖROMARKETİNG!

NöroMarketing, adından da anlaşılacağı üzere, beyinin nasıl çalıştığını ve nasıl karar verdiğini bilimsel yöntemlerle ölçen ve bunu pazarlama ile bütünleştiren bir alandır. Bilimsel bir çalışma alanı olduğu gibi aynı zamanda etkili bir pazarlama tekniğidir. FMRI( Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme) , beynin işleyişini ve karar verme sürecindeki hareketlerini görüntüleyen teknoloji, teknolojisini kullanarak, insanların karar mekanizması ile ilgili bilgi sahibi olan şirketler bu tekniği etkin şekilde kullanmaya başlamışlardır. Bu teknolojiyi bu kadar verimli kılan şey, dışsal bir etkene biz tüketicilerin o an verdiği tepkiyi gerçekten görüntüleyebiliyor olmasıdır. Bir reklam, müzik, logo ya da bir motto’nun beyinde hangi duygulara dokunduğu bu sayede görülebilmekte ve üreticiler bu verileri baz alarak çeşitli stratejiler geliştirmektedir. Son zamanlarda en çok karşılaştığım örnekler, insanın en yoğun duyguları olan aşk ve cinsellik temaları. Son zamanlarda çok sık rastladığımız aşk, mutluluk temalı sloganlar, dini ve milli duyguları kullanan reklamlar ve cinsellik ile etki yaratmaya çalışan reklamlar, bu tekniğin ürünleri. Hepsi kesin verimli sonuçlar alıyor mu? Hayır. Ancak iyi kullanıldığı takdirde, büyük bir etki alanı yaratabilen bu pazarlama tekniği günümüzde çok bilinen büyük şirketlerin önemli bir silahıdır.
Nöromarketing’i öne çıkaran faktörlerden bir diğeri ise, tüketici görüşlerinin, anketlerin tam doğru sonuçları vermiyor olması. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda, alınan tüm kararların %85 oranında bilinçaltının etkisi ile verildiği sonucu ortaya çıkmıştır. Peki tüketicilerden alınan dönüşler, onların söyledikleri neden tam doğru sonuçlar vermiyor? Bilincin, kontrolümüz altında olduğunu sanıyoruz ancak tam olarak değildir. Kendi kontrol edemediği bir bilincin, nasıl karar verdiği konusunda da tam doğruyu veremiyor tüketici. Sigara içmenin zararlı olduğunu içen-içmeyen herkes söyler ancak içen kişinin bilinçaltında bu böyle değildir. Onun zararlı bir şey olmadığına inanmasından kaynaklıdır sigara içmesi. Bunu her sorduğunuzda, içmekten pişman olduklarını ve zararlı olduğunu söylerler. Bu tamamen utanma ya da mantıksal cevap verme güdüsünden kaynaklıdır. FMRI ile yapılan görüntülemelerde, sigara içen insanların bundan rahatsız olmadığı görülmüştür. Bu nedenle, kişiler aslında bilinçaltının nasıl karar verdiğini kendisi de tam olarak bilmediğinden, asıl doğru cevapları veremezler. Şirketler şimdiye kadar tüketici kararlarını onların davranışlarına ve anketlerde söylediklerine bakarak anlamaya çalıştılar. Ancak bu teknolojiden sonra yapılan anketlerin yeterince gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkmıştır. Nöromarketing bu noktada etkili bir araç olmaya başlamıştır son yıllarda. Direkt olarak beyin görüntülemesiyle, yapılan bir çalışmanın kişiler üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunu bilimsel olarak anlama olanağı sunan bu yöntem, kullananları bir adım öteye götürmüştür ve götürmeye devam edecektir. Örnek verecek olursak; Bir ürüne değerinin çok üzerinde paralar harcayan insanlara bunun sebebini sorduğunuzda alacağınız yanıt “ çünkü kaliteli” “sağlıklı” ve son zamanlarda çokça duyduğumuz “organik” olacaktır. Kişi bunun aslında sosyal statü ile, ego ile alakalı olduğunu kendisi de kabullenmek istemediğinden, cevap hep rasyonel olacaktır. O ürünün o fiyatlara satılmasının hiçbir mantıklı açıklamasının olmadığını bilinçaltında kendisi her ne kadar bilse de… Bu satın alma kararının altında yatan asıl sebepler tamamen duygusaldır ve FMRI bunu gösterebilmektedir.
Özellikle tat ve koku duygularının bilinçaltında önemli yer edindiğini düşünecek olursak, Nivea’nın bu stratejisinin neden bu kadar başarı getirdiği yeterince açık olacaktır sanırım. Örnek şöyle; “Almanya’daki sinemalarda 60 saniye boyunca sahilde koşan insanları, martıları ve balinaları gösterdikten sonra ekrana beliren Nivea güneş yağıyla birlikte sinema salonuna markanın ünlü kokusunu salınmış. Böylece reklamın marka bilinirliğine katkısı yüzde 500 artmış.”

Nöromarketing yalnızca bu duyguları kullanmakla yetinmemektedir. Kokular, dokular, renkler, ritimler, şekiller ve daha birçok yöntemi kullanmaktadır. Son zamanlarda dünyada ve ülkemizde yaygın olarak kullanılmaya başlanan bu yöntemi en etkili kullanan şirketlerin başında Coca-Cola, P&G gibi şirketler gelmektedir. Türkiyede ise “her alışveriş bir aşk” mottosuyla Markafoni, duyguları pazarlamaya entegre etme anlamında doğru bir yol izlemektedir. Süpermarketlerin havalandırmalarından iştahınızı açıp daha fazla tüketim yapmanız için gelen taze ekmek kokusu, şarap alırken çalan klasik müziğin etkisinde kalıp tercihlerimizi o doğrultuda değiştirmeniz ( Fransız klasik müziği çalıyorsa Fransız şarabı , Alman klasik müziği çalıyorsa Alman şarabı), Mc Donalds’da insanların yemeklerini daha hızlı yemeleri için hızlı ritimde , aksine Calven Klein mağazalarında daha fazla vakit ayırmanız için çalan yavaş ritimdeki müzik , Facebook’un özenle seçilmiş mavi beyaz renkleri ile kullanıcılarını sitede daha uzun tutma çabası bunların hepsi Nörobilim’in pazarlamaya yaptığı katkılardır. Bu yönetimi kullanan şirketlerin bir adım önde olmasının yanı sıra, pazarlamaya yeni girenlerin bu yöntemi en başından kullanarak girmesi, kısa zamanda önemli bir yol katetmesi adına önemli rol oynamaktadır.
Türkiye’nin Nöromarketing alanında araştırma hizmeti veren ilk şirketi olan ThinkNeuro’nun yönetici ortağı Dr. Yener Girişken, pazarlama doktorasını ve tezini bilinçaltındaki marka algısını en etkin biçimde yansıtan marka kişiliği üzerine yazmış ve nöromarketing sürecini şu şekilde açıklamıştır: “Farklı ürünler için farklı donanım ve yöntemler kullanıyoruz. Reklam, ambalaj, web sitesi gibi konulardaki ölçümlerimizi ev ya da mağaza gibi dekore edebildiğimiz laboratuarımızda gerçekleştiriyoruz. Ölçümler hedef kitleye uygun bir denek örneklemiyle gerçekleştiriliyor. Alışveriş deneyimi ölçümlerini ise mobil EEG ve göz takibi cihazlarıyla doğrudan mağazalarda ve perakende noktalarında gerçekleştiriyoruz”
Bu yöntemi kullanmak üretici için faydalı olacağı gibi tüketici için aslında zararlı olabilecek birşeydir. İsteklerini dışında, bilinçaltınızı kullanarak bizi tüketmek zorunda bırakan, tüketim toplumu olmamıza sebep olan bir yöntem olması muhtemeldir. Bizim isteklerimizden bağımsız olarak, bizim bile yeterince iyi anlayamadığımız bilincimizi kullanarak bize daha neler satabileceklerini ilerleyen zamanlarda göreceğiz.

Türk İcadı, Twitter’a Yeni Alternatif! Branch.com

branch-logo
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunu olan ve sonrasında New York Üniversitesi’nde (NYU) “Experimental Media” üzerine master eğitimi yapan, NY’de okuduğu sırada “Hack NY” isimli bir çalışma grubuna katılan Cemre GÜNGÖR ve bir grup arkadaşı tarafından geliştirilen branch.com, Twitter’e yeni bir alternatif olacağa benziyor. Twitter’den farklı olarak branch, internette bulduğunuz herhangi bir tartışma ya da konu başlığını , kendi istediğiniz kişiler ile tartışma fırsatı sunuyor. Dilerseniz tartışmak istediğiniz konu başlığını manuel olarak da girebiliyorsunuz ve yalnızca gönderiyi başlatan kişinin davet ettiği kişiler tartışmaya dahil olabiliyor. Bu sayede spesifik bir konu üzerine yalnızca olmasını istediğiniz kişiler ile bir tartışma yapabiliyorsunuz. Dışarıdan kimsenin dahil olamayacağı gibi, tartışma grubundaki konuşmaları, davetli olmayan kişiler de izleyici olarak takip edebiliyor. İnternette herhangi bir konuyu branch sistemine taşımak için geliştirilen bir link de mevcut. Konu başlığını seçip “Take it to Branch->” diyerek konuşmayı başlatabiliyorsunuz. Site tasarımının Cemre Güngör tarafından yapıldığı brach.com ile ilgili ilginç bir detay ise şu: Twitter‘in ilk kurucuları olan Evan Williams ve Biz Stone, branch.com için melek yatırımcı olarak destek verdiler ancak branch.com kısa bir süre önce, Facebook tarafından satın alındı. Twitter’in kendisine alternatif bir sosyal mecrayı, en büyük rakibine kaptırması akıllarda soru işareti bırakıyor. Branch.com’un Facebook tarafından 15 Milyon $ ‘a satın alındığı belirtiliyor. Bize de böyle bir projenin kurucularından olan Cemre GÜNGÖR‘ü tebrik etmek ve bu başarısıyla gururlanmak düşüyor.

www.branch.com

ETİ Balık Kraker’in Sitemi!

Balık Kraker

ETİ denince akla ilk gelen ürünlerinden biri şüphesiz ki Balık Krakerdir. Yeni nesil için çok fazla bir anlam ifade etmese de 80-90’lı yılların çocukları için hem kraker hem de bir oyun aracı olan ETİ Balık Kraker unutulmuş olmaktan sitem ediyor. Markaların yeni ürün çalışmalarına son yıllarda nasıl bir hız verdiği herkes tarafından görülüyor. İnovatif çalışmalara büyük bütçeler harcayan şirketlerden biri olan ETİ, bu kez yeni bir ürün tanıtımı yerine, nostaljiyi, duyguları kullanma kararı almış olacak ki 80’li yıllarda üretimine başlanmış olan ve kraker kavramı ile tanışmamızın ilk aktörlerinden olan Balık Kraker’i tahtına tekrar oturtmak istiyor. Son zamanlarda sosyal mecralarda sıkça karşılaştığımız başarılı reklam çalışması ile tekrar gündeme gelen ETİ, 80’li ve 90’lı yıllarda çocukluğunu yaşamış olanlara gerçekten duygusal bir dokunuş yapıyor.

[youtube height=”HEIGHT” width=”WIDTH”]http://www.youtube.com/watch?v=9gZo_RywWsw&feature=youtu.be[/youtube]

90’lı yıllarda yaşamış biri olarak, kraker olarak tanıdığım ilk ürünlerden olan ETİ Balık Kraker’e karşı bir vefa borcum olduğu hissine kapılmadım değil. Çekilen reklam filminin bir reklam dizisi olacağını da gösteren ETİ, bu reklam dizisiyle daha birçok güzel reklama imza atacağının mesajını da en baştan vermiş oldu bir bakıma. Yeni bir ürün yapmak yerine, eski ürüne can vermenin de gayet başarılı bir inovasyon olduğunu söylemek mümkün. Balık Kraker’in bu “sitemi” , önümüzdeki günlerde başka markalara da öncülük edip-etmeyeceği de akıllarda soru işareti…

Twitter-Facebook Savaşlarında Yeni Raunt!

Son yılların en önemli girişimlerinden olan FaceBook ve Twitter’in, daha fazla kullanıcıya sahip olmak adına büyük bir rekabet içerisinde olduğunu daha önceki bir çok olaydan bilirsiniz. Kısaca hatırlamak gerekirse bu olaylardan ikisi şu şekilde:

İNSTAGRAM!

Bilindiği gibi facebook instagramı satın aldı ve İnstagram aracılığıyla paylaşılan resimlerin twitterdeki önizlemeleri engellendi. Bu olay yüzünden iki dev sosyal ağ şirketinin arası açılmıştı.

TWİTTER VİNE UYGULAMASI!
FaceBook, sonradan kurulmasına rağmen kısa sürede en büyük rakibi konumuna gelen Twitter’a Vine uygulaması üzerinden yüklenmeye devam etti. Twitter’ın oluşturduğu Vine uygulamasının işlevi , Facebook arkadaş listesini kullanarak Twitter’de olan arkadaşları bulmak. Ancak FaceBook bu uygulamanın,FaceBook’a erişimine izin vermeyerek bir kez daha savaş ilanında bulunmuştu.

TWİTTER’İN İNTİKAMI!

İlk bakıldığında aslında bunun kötü bir şey olmadığı, aksine her bir şirketin diğer şirket üzerinden reklam yapmasına fırsat veren bir sistem olduğunu görmek çok zor değil. Twitter da bunu fark etmiş olacak ki birkaç gündür facebook anasayfasında karşılaştığımız turkcell reklamı aracılığıyla, kendi reklamını FaceBook sayfasında, dolaylı yoldan yapmaya başladı. Bu kampanya Twitter tarafından bilinçli yapılan bir reklam mı yoksa Turkcell’in bir çalışması mıdır bilinmez ancak twitter’ın intikamı gibi görünmekte. Bir başka yönüyle, FaceBook’un bu reklam çalışmasına izin vermiş olması aradaki buzların eridiğine, FaceBook’un barış bayrağı çektiğine mi işaret ediyor sorusunu getiriyor akıllara. Sebep her ne ise, akıl dolu bir reklam kampanyası olduğunu kabul etmek gerekir en büyük rakip üzerinden reklam yapmak…

twitter-face

Bahsi geçen reklam FaceBook ana sayfasında çıkıyor ve hem FaceBook hem de Twitter reklamı içeriyor. Twitter’ın kuş simgesinin, Facebook simgesinin üzerinde duruyor olması da bir başka dikkat çeken tesadüf!

Eğer bu bir meydan okumaysa, bakalım FaceBook buna nasıl bir karşılık verecek önümüzdeki günlerde göreceğiz…

FORBES 2013 VERİLERİNE GÖRE “EN ZENGİN 100 TÜRK”

Forbes, “en zengin 100 Türk” listesini açıkladı. Bir çok değişikliğin olduğu listenin başını, geçen yıl 2 milyar 600 milyon $ serveti ile listede ikinci sırada yer alan ve bu yıl 3 milyar 400 milyon $’a yükselen servetiyle Doğuş Holding yönetim kurulu başkanı Ferit ŞAHENK çekiyor. Listede bulunan milyarder sayısındaki artış ile birlikte geçen yıl 35 olan dolar milyarderi sayısı bu yıl 44’e yükselmiş durumda. Ayrıca ilk 100 listesindeki iş adamları/kadınları’nın servetleri toplamında da ciddi bir artış söz konusu. Geçtiğimiz yıl 95 milyar $ olan toplam servet bu yıl 117.85 milyar $.

İLK BEŞ YİNE AYNI!

Listedeki isim değişikliklerine rağmen, aile bazında bakıldığında ilk beş ailenin değişmediği görülüyor. Bunlar; Şahenk, Koç, Sabancı, Özyeğin ve Tara aileleri. En zengin 100 Türk listesinde toplamda 28 aile ve bu ailelerin toplamda 159 üyesi bulunuyor.

YENİ İSİMLER VAR!

Forbes editörü Nilgün ÇAVDAR’ın açıklamasına göre,listeye bu yıl 9 yeni isim girdi. İsimlerden bazıları şöyle;

-Amerika yoğurt piyasasında %9 paya sahip olan başarılı şirket Chobani’nin sahibi Hamdi ULUKAYA,
-Cemil KAZANCI,
-Nezih BARUT ve kardeşi Nesrin ESİRTGEN,
-Şefik Yılmaz DİZDAR,
-Hasan ULUSOY,
-Ömer KOÇ,
-Ali KOÇ…

En zengin 100 Türk listesinin tamamı ise şu şekilde;

2013 2012
SIRA İSİM ŞİRKETİ (milyon dolar) (milyon dolar)
———————————————————————————
01 Ferit Şahenk Doğuş Holding 3,400 2,600
02 Semahat Arsel Koç Holding 3,200 2,600
03 Hüsnü Özyeğin Fiba Holding 3,100 3,000
03 Murat Ülker Yıldız Holding 3,100 2,800
05 Filiz Şahenk Doğuş Holding 3,000 2,400
06 Rahmi Koç Koç Holding 2,900 2,500
07 Şarık Tara Enka İnşaat 2,800 2,300
08 Ali Ağaoğlu Ağaoğlu İnşaat 2,700 2,100
09 Suna Kıraç Koç Holding 2,600 2,200
10 Erman Ilıcak Rönesans Holding 2,500 2,000
11 Kamil Yazıcı Yazıcılar Holding 2,400 1,800
11 Mehmet Emin Karamehmet Çukurova Holding 2,400 2,900
13 Ahmet Çalık Çalık Holding 1,700 1,300
13 Bülent Eczacıbaşı Eczacıbaşı Holding 1,700 1,200
13 Deniz Şahenk Doğuş Holding 1,700 1,300
13 Faruk Eczacıbaşı Eczacıbaşı Holding 1,700 1,100
13 Mustafa Latif Topbaş BİM 1,700 1,400
18 Tuncay Özilhan Anadolu End.Hold. 1,600 1,400
19 Ahmet Nazif Zorlu Zorlu Holding 1,400 1,400
19 Mehmet Nazif Günal MNG Holding 1,400 1,000
19 Sinan Tara Enka İnşaat 1,400 1,100
22 Ali Metin Kazancı Kazancı Holding 1,300 1,300
22 Aydın Doğan Doğan Holding 1,300 1,100
22 Mehmet Rüştü Başaran HABAŞ 1,300 1,000
22 Serra Sabancı Sabancı Holding 1,300 950
22 Suzan Dinçer Sabancı Sabancı Holding 1,300 1,000
22 Şevket Sabancı Esas Holding 1,300 1,000
22 Turgay Ciner Park Holding 1,300 1,000
29 Ahsen Özokur Yıldız Holding 1,200 1,300
29 Çiğdem Sabancı Bilen Sabancı Holding 1,200 950
29 Mehmet Hattat Hattat Holding 1,200 1,000
29 Mustafa Koç Koç Holding 1,200 1,000
29 Mübariz Gurbanoğlu Palmali Denizcilik 1,200 1,000
29 Nihat Özdemir Limak İnşaat 1,200 1,100
29 Sezai Bacaksız Limak İnşaat 1,200 1,100
36 Hamdi Ulukaya Chobani Yoghurt 1,100 –
36 Nezih Barut Abdi İbrahim İlaç 1,100 300
36 Ömer Koç Koç Holding 1,100 950
36 Suat Günsel Yakın Doğu Üniv. 1,100 1,000
40 Ali Koç Koç Holding 1,000 900
40 Cemil Kazancı Kazancı Holding 1,000 –
40 Dilek Sabancı Sabancı Holding 1,000 825
40 Murat Vargı MV Holding 1,000 1,000
40 Sevil Sabancı Sabancı Holding 1,000 825
45 Hasan Çolakoğlu Çolakoğlu Metalurji 950 820
46 Ahmet Afif Topbaş BİM 900 565
46 Demet Sabancı Çetindoğan Sabancı Holding 900 700
46 Fatma Tuba Yazıcı Diler Holding 900 850
46 Necati Kurmel Saray Halı 900 850
50 Ali İsmail Sabancı Esas Holding 850 660
50 Demir Sabancı Sabancı Holding 850 640
50 Emine Sabancı Kamışlı Esas Holding 850 660
50 Ömer Sabancı Sabancı Holding 850 710
50 Ünal Aysal Unit Investment 850 775
55 Mahmut Çevik CVK 800 500
55 Olgun Zorlu Zorlu Holding 800 725
57 Mustafa Küçük Tema Holding 750 450
57 Yalçın Sabancı Yasa Holding 750 750
59 Ali Rıza Yıldırım Yıldırım Holding 700 650
59 Hamdi Akın Akfen Holding 700 635
59 Mehmet Ali Aydınlar Acıbadem 700 650
59 Nesrin Esirtgen Abdi İbrahim İlaç 700 –
59 Yüksel Yıldırım Yıldırım Holding 700 650
64 Erdoğan Demirören Demirören 680 635
64 İpek Kıraç Koç Holding 680 500
64 Lucien Arkas Arkas Holding 680 –
67 Ahmet Keleşoğlu Selçuk Ecza Holding 660 650
68 Erkut Soyak Soyak Holding 650 675
68 Kağan Gürsel Kiska İnşaat 650 600
68 Mehmet Avni Kiğılı Hayat Holding 650 575
68 Mehmet Sepil Genel Enerji 650 450
72 Ahmet Cengiz Cengiz Holding 600 350
72 Ekrem Cengiz Cengiz Holding 600 350
72 Kazım Türker Türkerler Holding 600 650
72 Mehmet Cengiz Cengiz Holding 600 350
72 Şeref Cengiz Cengiz Holding 600 350
72 Yaşar Kaptan Çebi Kaptan Şirketler Grubu 600 475
78 Aziz Torun Torunlar Grubu 580 450
78 Erol Çarmıklı Nurol Holding 580 540
78 Mehmet Oğuz Çarmıklı Nurol Holding 580 540
78 Mehmet Torun Torunlar Grubu 580 450
78 Nurettin Çarmıklı Nurol Holding 580 540
78 Vildan Gülçelik Enka İnşaat 580 525
84 Bayram Yusuf Aslan İçdaş Demir Çelik 550 375
84 Erdal Aksoy Aksoy Holding 550 420
84 Erol Sabancı Sabancı Holding 550 500
84 Erol Tabanca Polimeks İnşaat 550 –
84 Erol Üçer Gama Holding 550 500
84 İbrahim Bodur İ.Bodur Holding 550 510
84 Necati Aslan İçdaş Demir Çelik 550 375
84 Tacettin Aslan İçdaş Demir Çelik 550 375
92 Adil Üstündağ Üstündağ Grup 525 450
92 Nuri Özaltın Özaltın Holding 525 500
92 Sevda Gülçelik Enka İnşaat 525 450
95 İbrahim Çeçen IC Holding 500 400
95 Mustafa Boydak Boydak Holding 500 –
95 Müşfik Yamantürk Güriş Holding 500 460
95 Ömer Dinçkök Akkök Sanayi Yatırım 500 450
95 Tevfik Yamantürk Güriş Holding 500 460
100 Ali Raif Dinçkök Akkök Sanayi Yatırım 450 375
100 Ayşe Verda Gülçelik Enka İnşaat 450 375
100 Bekir Boydak Boydak Holding 450 –
100 Hasan Ulusoy Ulkar Holding 450 –
100 İmam Çolakoğlu Çolakoğlu Metalurji 450 350
100 İnan Kıraç Kıraça Holding 450 350
100 İshak Alaton Alarko Holding 450 350
100 Mehmet Çolakoğlu Çolakoğlu Metalurji 450 350
100 Memduh Boydak Boydak Holding 450 –
100 Orhan Özokur Yıldız Özokur 450 425
100 Rezan Has Has Otomotiv 450 375
100 Selçuk Yaşar Yaşar Holding 450 430
100 Şefik Yılmaz Dizdar Tema Holding 450 –
100 Yüksel Erimtan Gama Holding 450 450