Bartu Ercan

Kahve Dünyası ve Savaşları

Kahve Damlası, Kahve Dünyası, Kahve Ateşi, Kahve Deryası… Liste uzayıp gidiyor. Farkında mısınız artık her köşede bir kahve dükkanı var.

Biz Türk Kahvesi kültürüyle büyümüş bir milletiz doğru ama bu yeni bir durum değil ki… Yıllardır süren bir gelenek, alışkanlık, özellik vs. Artık nasıl adlandırırsanız…

Bence bunun nedeni insanların artık hem kahve içebileceği hem rahat olabileceği hem dersine çalışabileceği bir yer aramasından kaynaklanıyor. İnsanlar kahvelerini alıp saatlerce oturmak ve sevdikleriyle zaman geçirmek istiyor. Bunu da 15 dakikada bir başlarına dikilen ve “bir şey alır mıydınız?” diye taciz eden garsonlar olmadan yapmak istiyor. Eskiden bu ihtiyaca Starbucks ve Gloria Jeans Coffees gibi büyük markalar cevap veriyordu ama bu açığı gören girişimciler ya kendi markalarını yaratıyor ya da bayilik alıyor.

Bu güzel rekabette Kahve Dünyası güzel bir reklama imzayı atmış. Reklam ajansı Federation. Yönetmen Serter Tırmık.  ( emekçileri unutmamak gerek) Gözlemleri iyi. “Kahve Dünyası’nın kapısı her gün yüzlerce farklı tada ve aynı mutluluğa açılır. Bu kapıdan içeri giren herkes, mutluluğun tadını çıkaranlarla karşılaşır. Kahve Dünyası’na özel tadlar, çocukların ve gençlerin beğenisini, annelerin ve babaların güvenini, tüm lezzet severlerin hayranlığını kazanır.” mesajını veriyor. En azından sesi bile kapatsak her şeyi anlayabiliyoruz. Sesi de kapatmak tabii ki haksızlık olur. Magicpost adına yakışır bir iş çıkarmış. Sözler Sinan Akçıl sözleri değil Gayet mantıklı, anlaşılır ne anlatmak istediğini anlatan sözler. Reklamda yaşlı, genç, çocuk, emekli, öğrenci herkes var. “Hepimizin ortak noktası” mesajıyla örtüşüyor.

Kahve Dünyası bu reklamıyla diğer rakiplerinden biraz olsun sıyrılmış gibi. Bu reklam hedef kitlede nasıl bir iz bırakır bunu zaman gösterecek ama ülkemizde “iyi reklam” eksikliğinde bizde güzel bir sonuç bıraktığı kesin.

Diziler Yemek Siparişlerini Etkiliyor Mu ?

Öncelikle “Ne alaka?” demeden bir dinleyin. Yazı sonunda siz de “Aaa gerçekten ilişki varmış” diyenlerden olabilirsiniz. Zira Yemek Sepeti verileri bize şaşırtıcı veriler sunarak bu ilişkiyi doğruluyor.

Yemek Sepeti Pazarlama Müdürü Barış Sönmez, kanalların Şampiyonlar Ligi, Türkiye Kupası gibi nedenlerle özel yayın yaptığı günler sayılmazsa reytinglerde birinci gelen programların değişmediğini söylüyor ve “Yemek Sepeti olarak 62 ildeki 3.5 milyon kullanıcının verilerini inceleyerek, bu programların hangi yemeklerin siparişlerini arttırdığını rahatça okuyabiliyoruz” diyor.

yemek siparişleriVerilerde dizilerin kişilerin ruh halini etkilediğini ve bunun da yemek siparişlerine yansıdığını görüyoruz. Mesela, sezonun en ses getiren dizilerinden biri olan “Paramparça”yı izleyenler annelerine özlem duyuyor olacaklar ki; mendil yerine ev yemeklerini tercih ediyor.

Poyraz Karayel, Diriliş Ertuğrul gibi çekişmenin, ihtirasın ( ne geliyorsa başımıza bundan geliyor.) yaşandığı dizilerini izleyenlerin tercihi ise et yemekleri oluyormuş efendim. Artık yerken ne düşünüyorlarsa…

Adeta bir neslin büyümesi kadar ömrü olan “Kurtlar Vadisi” dizisini izleyenlerin tercihi ne oluyor dersiniz? “Erkek adam ot yemez” demiş olacaklar ki; tercihleri pide ve çorba olmuş verilere göre.

Hafta 9 gün olsa, 9 gün yayınlanacak olan “Survivor” da ise ödül oyunları açlığımızı ortaya çıkarıyormuş efendim. 2 Haziran Salı akşamı Survivor’da ünlüler takımı köfte-piyaz ödülü kazandığında köfte siparişlerinin; yine 6 Haziran Cumartesi akşamı Gönüllüler takımı hamburger kazandığında ise hamburger siparişlerinin %6 arttığını görüyoruz verilerde.

Bir başka veri ise dizilerin çekildiği restoranların popülerliğinin arttırdığı yönünde. Verilere göre, The OC adlı yabancı diziden uyarlanan ve özellikle gençlerin gönlünde taht kuran Medcezir dizisindeki yemek sahnelerin çekildiği restoranların ciroları erken bayram yaşamış.

Hala “Ne alaka?” diyor musunuz bilmiyorum ama yakında senaristlerin yerini mekan sahipleri alacak gibi geliyor bana ne dersiniz?

Kimler Aoğğğçıp (açıp) bir Coca Cola İçti?

Reklam için TDK; “bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü  sağlamak için denenen her türlü yol” diyor. Öyle ki; “her türlü yol” bizimkiler  tarafından yanlış anlaşılıyor, orijinal fikirlerin önünü alamıyoruz.

Son Coca Cola reklamı, herkesin malumu anlatmaya gerek yok diye düşünüyorum.  Klasik Coca Cola reklamlarının tersine bu kez Coca Cola celebrity seçerek  tüketicilerine sesleniyor. Seçimlerinden biri Özcan Deniz; diğeri Sıla. Oysa ki;  klasik Coca Cola reklamları: “mutlu aile tabloları, ideal aile” konuları işlenerek göze çarpardı. Bu reklam biraz diğerlerinden ayrışıyor.

Benim görüşüm, reklamı eleştirmeden Coca Cola’nın bu reklamıyla ne yapmak istediğini ilk önce anlamanın gerektiği yönünde olacak. Yani Coca Cola bu reklamda ne yapmak istiyor? Marka imajı mı yaratmak istiyor; marka farkındalığı mı yaratmak istiyor; hatırlanma mı istiyor, satış mı istiyor? Bu sorularının cevabını tabii ki marka yöneticileri ve reklamı yapan ajans biliyor.

Her anlamada reklamı değerlendirirsek, herkesin ortak kararı Özcan Deniz’in bu reklamda ne işinin olduğu yönünde. Herhalde tüketiciler “aoğçç bi coca cola” diyen ağaya şu an hazır görünmüyor. (aynı sorun Emrah’lı Burger King reklamında da vardı) Sıla seçimi ise kimsenin tepkisini çekmemiş. Tepki gösterenlerin çoğu da “Özcan Deniz’le oynayarak ne ettin?” diyerek olaya yaklaşıyor. Yani hedef kitle yine Özcan Deniz’den şikayetçi oluyor. Bazı arkadaşlar ( genelde reklam sektöründe çalışan) “abi reklam konuşuldu mu, konuşuldu” diyor ki tartışma “reklamın iyisi, kötüsü olmaz” yönüne gidiyor “aman” diyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=YzF550h9W5k

Diğer bir yanlış seçim olarak mecra seçimi… Yaklaşık 3 dakikaya varan reklam bütün kanallarda eş zamanlı olarak yer aldı. Bu süre internet için uygun bir zaman dilimi olarak tercih edilebilir ama televizyonda film izliyor hissi yaşamamıza neden oluyor.

En önemli konu ise reklam müziği. Hint filmi 3 Moonu’da Why This Kolaveri Di şarkısından “esinlenen” şarkının 2015 yılında hemen bulunması çok sürmedi tabii. Tüketiciler hemen “çalıntı” diyerek tepki gösterdiler ama tabii reklamcı arkadaşların cevabı hazırdı. “Belki izin aldılar, ne biliyorsunuz?” Demek ki; Ankaralı Namık da teklif ederse kabul edecekler. Burada izin alınması ya da alınmaması değil tabii tartıştığımız. Ürünün orijinal olmaması.

Satın alma konusuna gelirsek yani tüketiciyi aksiyona yönlendirme konusuna. Ben bu konuda hiçbir değişikliğin olmayacağını düşünüyorum. Bu reklamı, %90 gibi bir oran beğenmedi ama emin olun %80’i yine gidip o markayı tercih edecek. Çünkü marka uluslararası bir marka ve pazarda çok büyük bir üstünlüğü var. Bu konuda bir sorun yaşayacaklarını düşünmüyorum. Onun için reklamı da “olumlu” ya da “olumsuz” olarak değerlendirmenin yukarıda belirttiğim gibi sağlıklı bir seçim olduğunu düşünmüyorum. Burada önemli olan markanın ne yapmak istediği.

Sonuç olarak bütün bu konulardan ziyade tüketiciye değer vermenin en önemli konu olduğunu düşünüyorum. Evet, satıştan bile daha önemli sürdürülebilirlik açısından. Bunu da Coca Cola gibi dev bütçeye sahip bir markadan da istemenin normal olduğunu düşünüyorum. Yani bir “aoğççç”tan bir tık yukarısı diyorum.

Mc Donalds otoyol gişelerini değiştirerek tüketiciye sesleniyor!

Filipinler’de gerçekleştirilen organizasyonda Mc Donalds karayolu kullananlara güzel bir sürpriz hazırlamış gibi görünüyor. Gişe kulübelerini Mc Donalds kulübesine çeviren restoran zinciri farkındalık yaratmak için ilginç bir yöntem seçiyor. Ajansı Leo Burnett ile güzel bir işe imza atan Mc Donalds, kişilerden yol ücreti almadığı gibi hediyeler dağıtıyor. Fotoğraflardan da anlayacağınız gibi, mutlu bir kitle de yaratmışa benziyor. Ne dersiniz Türkiye’de de böyle güzel hareketler görebilir miyiz; yoksa “daha fazla trafik sorunu olur ya” mı diye yorumlarız?

Pazarlama Türkiye ne diyor?

Farkındalık yaratmanın artık çok zor olduğun günümüzde, kreatif bir iş olarak göze çarpıyor. Fakat uygulanabirliği açısından bazı ülkelere, kültürlerde aynı etkiyi yaratabilir mi soru işareti olarak görünüyor. Markanın bilinirlik gibi bir çabası yok. Yapmak istediği hala denemeyen varsa ürünlerini denetmek ve farkındalık yaratmak. Diğer çalışmalara bakınca başarılı olarak değerlendirebiliriz.

mcdonald-s-leo-burnett-philippines-mcdonald-s-transforme-peages-veritables-mcdrives

mcdonald-s-leo-burnett-philippines-mcdonald-s-transforme-peages-veritables-mcdrives_1

mcdonald-s-leo-burnett-philippines-mcdonald-s-transforme-peages-veritables-mcdrives_0

Suntory Whisky, CANNES Lions şekilli buzlar üretiyor!

Suntory viski, rakiplerinden ayrılmak için nasıl bir yol izliyor? 3D formatıyla yaptığı buzlarla olabilir mi?

Suntory viski, tıpkı Yamazaki gibi Dünya’nın sayılı en iyi viski markalarından biri. Fakat burada Suntory’nin alkol kalitesinden çok, yaptığı bir çalışmayı anlatacağız. Ajansı TBWA\Hakuhodo ile buzları 3 D teknolojisi kullanarak şekle sokan Suntory, bu projesiyle dikkati çekmişe benziyor. Buzlar, popüler kültürü yansıtan ikonlardan seçiliyor ya da Japon mimarisini yansıtan şekillerden oluşuyor.

Bu projesiyle marka farkındalığı yaratan Suntory eli boş da dönmüyor. Pasifik Asya Reklam Festivalin’den ödül kazanıyor. Ne dersiniz; bu kampanyayla Suntory viskinin ciddi havasını yumuşatmıyor mu?

suntory10-800x708

suntory22-800x708

suntory2-800x708

suntory24-800x708

suntory16-800x708

Mc Donalds Big Mac Aşkı İçin Kıyafetler Tasarlıyor

Herkesin tanıdığı Big Mac için, Mc Donalds harekete geçti ve Burger King’in Whopper’ına karşı bir organizasyon yapmaya karar verdi. Bu ürünün tanıtımını yapmak için, Stockholm’deki dev bir restoranını seçti. “Mc Walk” adını verdiği etkinlikle tüketicilerine seslenen Mc Donalds farkındalık yaratmaya çalışıyor görünüyor. Hamburger motifleri T-Shirtleri, pantolonları, botları süslüyor. Kısaca kıyafet koleksiyonu oluşturan Mc Donalds, tekstil sektörüne de el atmışa benziyor.

Öyle ki; tüketicilerinin kıyafetlere her zaman ulaşabilmesi için “Big Mac Mağazası” bile açtı. Birbirinden farklı hamburger motifli kıyafetlere kolayca ulaşabiliyorsunuz. Evinizi, arabanızı Big Mac motifleriyle dekore edebiliyorsunuz. “Ben siteden bakmak istiyorum” diyenler için : http://bigmacshop.se/

Pazarlama Türkiye buna ne diyor?

Alışılmadık bir yöntem olarak görülse de; Mc Donalds ürününün tanıtımı için güzel bir yöntem seçmiş. Artık her türlü reklamın birbirini taklit ettiği günümüzde bir farkındalık yaratmayı başarmış görünüyor. Big Mac şu an bir ürün olarak görünse de bakarsınız zamanla marka olur. Ne dersiniz :)

Burger King, Facebook İletisine En Son Yorum Yazanın Şehrinde Restoran Açıyor.

 

Genellikle, Facebook üzerinden yapılan yarışmalarda ilk yoruma önem verilir, insanları aktif hale getirdiğine inanılır ama Fransa’da Burger King Buzzman ajansıyla anlaşarak bunun tam tersi bir operasyon gerçekleştirdi. 30 Nisan 2014 tarihinde, Burger King kendi Facebook sayfasında kişilerin yorum yapması için  bir görsel paylaştı.

Bu operasyon bir Facebook iletisinde en fazla yorum alan paylaşım oldu. Fikir basit ama orijinal ve zekiceydi. Marka bu sayede Facebook’ta bilinirliğini arttırdı. 1700 yoruma ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

burger-king-buzzman-burger-king-ouvre-restaurant-ville-du-dernier-commentateur-d-post-facebook

DUREX Twitter Botu ile Kırık Kalpleri Buluşturuyor!

love-bot

Bilindiği gibi, Twitter’da her gün kırık kalplerin yayınladığı tweetlerle karşılaşıyoruz.  Bunun farkına varan prezervatif markası Durex, bu durumu fırsata dönüştürmeye çalışıyor görünüyor. Partneri ajans Marcel’le bir aşk botu kurmaya karar veren Durex, hedef kitlesine Twitter üzerinden seslenmeye çalışıyor.

Peki bunu nasıl gerçekleştiriyor?

Oluşturulan “Aşk Botu” ile Twitter’da yayınlanan Tweetlerde tarama yapıyor ve ona benzer paylaşımları buluşturuyor. Böylelikle, kırık kalplerin bir platformda buluşması sağlanıyor. Belki de yeni bir aşka yelken açılıyor ne dersiniz?

Durex’in bu çalışması kişilerin duygularına sesleniyor ve iyi bir pazarlama stratejisi olarak göze çarpıyor. Dijital mecranın etkin kullanımının arttığı günümüzde Durex, bu mecranın “Güzin Abla”sı oluyor…

Gece Koşularınızı Aydınlatmak için ayakkabınıza takılan lamba

Amatör koşucusunuz ve sezonluk yaptığınız akşam koşularınızda yolunuzu aydınlatmada sorun mu yaşıyorsunuz?

Amerika’da yapılan Night Runner 270° Shoes Light adlı ayakkabıya takılan bir lamba sayesinde sezonluk yaptığınız akşam koşularınıza renk geliyor. Aydınlatma 2 LED lambasıyla gerçekleşiyor ve 30 metre uzaklığı aydınlatıyor. Lambalar, usb ile şarj olabiliyor. Ayrıca bu ayakkabı, bisiklet kullananlar ve avlananlar için de uygunluk taşıyor.

 

Night Runner 270° Shoes Light 70 dolara satılıyor. Ürün hakkındaki daha fazla bilgiye  http://golem13.fr/night-runner-270-shoe-lights/ adlı siteden ulaşabilirsiniz.

Belediyelerin “samimiyet” ve “laçkalık” sınavı

İletişim eğitimi alanlar olarak, markalara hep samimi olmalarını öneririz. “Samimiyet”, hedef kitlede aidiyetlik duygusu yaratır ve markaya olan bakış açısını olumlu yönde etkiler. Ayrıca markanın, rakiplerinden kolayca sıyrılmasını sağlar.

Sosyal Medya, artık firmaların ve bazı kamu kurumlarının vazgeçemediği bir mecra oldu. Hedef kitleye ulaşmada ne kadar kolay ve hızlı bir yöntem olduğunu anlatmamıza gerek yok diye düşünüyorum. Fakat, bu mecranın yeni olmasından kaynaklanan bazı sıkıntılarının da zamanla baş göstermeye başladığını da söylememiz lazım. “Samimiyet”le “laçkalık” arasındaki ince çizgiyi ayarlayamamaktan kaynaklanan bazı sıkıntılar özellikle kamu kurumlarında baş göstermekte.

kadikoy-belediyesi

 

Bu yazımda, Edremit ve Kadıköy Belediyesi’nin Twitter hesabınının iletişim dilini incelemeye çalıştım. Samimi olmaya çalışıp laçka olan bu hesaplar ilk gördüğümüzde şaşkınlık (olumlu) yaratsa da kurum iletişimi açısından sıkıntılar yaratabilir. “Siz ne kadar tatlı bir belediyesiniz ya?” “Huyumuz kurusun” ya da “külbastımız çok iyi olur” cevabı ilk başta sevimli gelse de hedef kitlede her zaman aynı sonuca varmanızı sağlamaz. Onun yerine “bu düşüncelerinizi sitemizde de paylaşırsanız seviniriz” yazıp hep sitenize trafiği arttırabilir  hem de uygun bir dil kullanmış olabilirsiniz. Kamu kurumlarının tabii ki eski, klişeleşmiş, sert, otoriter dil kullanmasını istemiyorum. Ama bu tür cevapların her kişide aynı tepki ile karşılaşmayacağını da belirtmek istiyorum.  İleride oluşabilecek bir arıza, şikayet olduğunda “şimdi de sempatik olsana” cevabıyla karşılaşabilirsiniz.

Edremit Belediyesi’de diğer belediyelerden “ilham” almış olacak ki; Ajdar’a verdiği cevapla bir anda gündeme oturdu. Burada da kamu hesaplarının, kişi gibi hareket etmesi durumunu görüyoruz. Evet, Edremit Belediyesi farkındalık yarattı ama bunu yaptığı faaliyetlerle değil “popüler” olan birine attığı nahoş bir tweetle gerçekleştirdi.

Sosyal Medya yönetimi maalesef çok kolay gözüken ( ajanslar, ajans sahibi, halk vs) bir mecra olarak varlığını sürdürüyor. İletişim dili, çoğu firmalar ve kamu kurumlarınca çok ciddiye alınmıyor. Kamu kurumları da kendilerini firmalarla özdeştirerek sapla samanı ayıramıyor. Ne dersiniz? “Çöp kamyonuyla Bağdat caddesi geyfi” tweetleri yakın mıdır #kadikoybelediye?

E-Bültenimize abone olun:[wysija_form id=”1″]