H. Alper Koç

H. Alper Koç. 2007'den beri sponsorluk, pazarlama, tuzak pazarlama, iletişim ve organizasyon konularıyla ilgilenmekten mutluluk duyuyorum. Türkiye'nin ilk 360° Sponsorluk Ajansı olan Anasponsor & Sponsorluk Dosyası Kurucu Ortağı

Sporcu, Takipçi Sayısı ve Sponsorluk

Türkiye’nin sponsorluk gündeminde bu ay milli Triatlon sporcusu Yağmur Aydoğan yer aldı. Yazımda kendisi üzerinden örneklerle sporcuların sponsor bulabilmek üzere dikkate alması gereken noktaları işleyeceğim. Sporcu sponsorlukları hakkında yazdığım bir önceki yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Yağmur Aydoğan, Ege Üniversitesi’nde öğrenci olan ve 2012 yılında Türkiye Balkan Şampiyonası’nda 2. lik başarısı bulanan bir milli sporcu. Annesi ve babasını erken yaşta kaybettiğinden hayatını 16 yaşından beri aldığı milli sporcu maaşı ile devam ettiriyor. Sporuna daha iyi devam edebilmek için sponsor arayışına girdiğinde kurumlardan aldığı cevapların çoğu sosyal medya hesaplarındaki takipçi sayısını arttırması yönünde. Hatta Türkiye pazarında da büyümek isteyen ve ünlü spor giyim markalarından Under Armour’un takipçi konusunda direkt bir isteği var. Bunun üzerine Yağmur Aydoğan, Mart ayı başında basın çalışanları ve ünlü kişilere durumunu anlatıyor ve Instagram hesabını takip etmelerini istiyor.

Ekşisözlük ve İncisözlük gibi sitelerde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle takipçi isteğine yönelik paylaşımlar yapılıyor. Devamında kadın dayanışması ile Ayşe Arman, Mevşin Mengü gibi isimler ve fenomenler sosyal medya hesapları üzerinden haberin geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. 10 Mart günü ise Sabah Gazetesi Günaydın eki yazarlarından Mert Vidinli köşe yazısı olarak haberi kendi duyguları ile paylaşıyor. Tüm olanların sonuca etkisi ise olumlu oluyor. Bugün itibari ile Yağmur Aydoğan’ın Instagram hesabını 91.7k kişi takip ediyor.

Yağmur Aydoğan, takipçi sayısı 70.000’i geçince aşağıdaki teşekkür videosunu yayınladı ve gelişmelerden herkesi haberdar edeceğini belirtti. Videoda milli triatletin gözlerindeki mutluluğu görebiliyoruz. Daha da önemlisi; teşekkür videosunu 44.000 kişinin izlemesi ve 1.000’i aşkın kişinin yorum bırakması. Artık herhangi bir paylaşımı 5000’in üzerinde beğeni alıyor.

Günaydın 💪🏻💪🏻😍

A post shared by Yağmur Aydoğan (@yagmuraydgn) on

Sponsorluk karşılıklı fayda beklenen ticari bir pazarlama faaliyetidir. Hiçbir marka sadece başarılı olduğu için sporcuları desteklemez. Başarının, sporcunun kitlelere erişimini arttırdığından, dolaylı bir etkisi vardır. Markalar, sporcularla işbirliği yaparak, sporcunun marka adına ulaştığı hedef kitle ile iletişim kurmak ve en nihayetinde ürün veya hizmetlerini deneyimlemelerini isterler. Bu sebeple sporcuların, markalara kitle güçlerini bir şekilde gösterebilmeleri gerekiyor. En kolay, güncel ve ölçülebilir gösterim şekli ise belli bir sosyal medya hesabında aktif olmak ve doyurucu paylaşımlar yaparak takipçilerle samimi bir ilişki kurmaktan geçiyor.

Herkes Yağmur Aydoğan kadar basında adını duyurma konusunda şanslı olamıyor. Yine de ailevi durumu ve genç bir kadın sporcu olması, toplumun duyarlılığı sebebiyle onu bir adım öteye taşıdı.  İlerleyen dönemde iletişim çalışmalarını arttırarak ve sporunda başarılar elde ederek sponsorluk konusunda da istediğine ulaşabilir. Aynı durum diğer sporcular için de geçerli.

 

Yorumlarınızı bekliyorum,
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

H. Alper Koç

Youtube Sponsorluk Nedir? Nasıl Bulunur?

Youtube, 10 yılı aşkındır hayatımızda ve günümüzde hiç olmadığı kadar değerli halde. Her ne kadar Türkiye’de zaman zaman yasaklamalar gelse de pazarlama faaliyetleri açısından kurumlar adına çok yararlı bir platform. Yazıda Youtube kanal sponsorlukları ve çeşitleri hakkındaki detayları inceleyeceğim.

 

Youtube kanallarında, kanal sahipleri sponsorluğu daha iyi ve yaratıcı içerikler üretebilmek için kullanmaktadırlar. Aboneleri ile ilişkilerini korumak adına onlara yalan söylemeyi tercih etmezler. Sponsorlu içeriklerde de durum aynı şekildedir; Kanal sahipleri kendi yorumlarını paylaşırlar ve abonelerinin kötü hissedeceği veya onlara fayda sağlamayacaklarını düşündükleri yayınları gerçekleştirmezler.

Sponsorluklar, genel üretim değerlerini iyileştirmek ve daha ilginç içerikler üretebilmek için tercih edilir. Kurumlar açısından yaklaşıldığında ise ürünlerini veya hizmetlerini daha geniş kitlelere, hedefli ve hızlı bir şekilde ulaştırmak için kullanılır. Kaliteli içerik için gereksinimler bazı durumlarda para ile doğru orantılıdır.

Kanal sahipleri Youtube’un;
Kendi reklam ağını (%45’i kesintiye uğruyor),
Partnerlik ağlarını (Wediacorp (TR), Awesomeness, QuizGroup, Freedom, Machinima gibi),
Fenomen ağlarını (ViralKing (TR), Famebit, Viralnation gibi) veya
Kitlesel fonlamayı da gelir modeli olarak deneyebilirler.

Maalesef, bahsettiğim dört model de her durumda kanal sahibinin amacını gerçekleştirebilmesi için ihtiyacı olan nakit akışını sağlayamayabilir. Sponsorluk tercihi, beşinci gelir modeli olarak hem sponsor olan kurum, hem kanal hem de izleyiciler için kazan-kazan-kazan durumu olmaktadır.

kanalsecimi
Kanal sponsorluklarında seçim nasıl yapılır?

Sponsorlar bir Youtube kanalında çeşitli noktalarla ilgilenirler. Bu noktalardan en önemlileri; kanalın abone sayısı, aylık abone artış oranı, ortalama video izlenme sayısı ve içeriğin kalitesidir. İzleyicilerle oluşturulan samimiyet, küfürsüz (ya da argoya kaçan çok az küfürlü) yayınlar, içeriklerin ses ve video kaliteleri, yeşil ekran kullanımı, özel video kapak fotoğrafları ve video düzenlemeleri de sponsor olma konusunda incelenen diğer etmenlerdir.

Kanalın abone sayısının en az 10.000 seviyelerinde olması beklenmektedir. Youtube, abone sayısı 10.000 olan kanallara özel ayrıcalıklar tanımaktadır. Ayrıcalık sahibi kanallar, sponsorlara daha fazla seçenek sunabilir. Kurumlar da abone sayısına göre, izleyicilerin %3’üne %5’ine ulaşmayı deneyerek sponsor olmayı düşünebilir.

Abone artış oranı ise kanalın büyümekte olup olmadığını gösteren bir araçtır. Eğer kanala her ay 1000 yeni abone ekleniyorsa, sponsor olacak kurumlar fiyatı sabit tutup, tek video üzerinden değil de aylık, 3 aylık, 6 aylık veya yıllık bir anlaşma sağlayabilirler. Büyümekte olan kanal tercihi, kurumun daha çok kişiye ulaşmasını kolaylaştırır.

Ortalama video izlenme sayılarında, kurumların yakalamak istediği rakam genelde en az 2000 izlenme sayısıdır. Ortalama izlenme sayısı, Youtube Analytics kısmında, kanala yüklenen tüm videoların izlenme verisi ile elde edilir. Az izlenme sayısına sahip eski videoların, nostaljik değerleri olmasına rağmen; silinmeleri izlenme oranını arttıracaktır.

İçerik kalitesi konusunda ise yazılmış pek çok makale bulunmaktadır. Aboneleri kanalınızda tutmak ve onlarla olan iletişimi kuvvetlendirmek adına belli rutinlerde yeni ve güncel videoların eklenmesi gerekmektedir. Sponsor olma konusunda dikkat edilen diğer noktalarla ilgili olarak, kendilerini tarif ettikleri için onlar adına yeni bir paragraf açmayacağım. Eğer sorularınız olursa cevaplamaktan mutluluk duyarım.


Kanal ile uyumlu sponsorluklar yapılmalı

Kanal konsepti ile gerçekten uygun olmayan veya mantıklı görünmeyen ürün yerleşimi veya diğer sponsorluk türleri izleyiciler tarafından olumsuz karşılanır. Asıl amacı abonelere temas etmek isteyen kurumlar, yanlış kanal tercihi sebebi ile başarıya ulaşamayacaktır.

Eğer oyun kanalınız var ise oyun sektöründe yer alan kurumlar, makyaj kanalınız var ise benzer pazarda yer alan kurumlar en doğru tercihler olacaktır. Türkiye’de Youtube kanal sahipleri genellikle belli alanlara odaklanır ve kanallarda hedef kitleler bölüşülür. Hedef kitlelerin belli kanallarda toplanması aslında sponsorluk seçimi için çok önemlidir. Kurumların sponsorluk tercihi hedef kitle ile doğru orantılıdır ve potansiyel sponsorlarla, kanalın hedef kitlesine yönelik ortak çalışmalar yapılabilir.

Makyaj, güzellik veya moda kanalınız var ise onlarca firma ürünlerini sizlere sunup yorumlarınızı paylaşmanızı isteyebilir. Oyun kanalınız var ise, kulaklık, oyun kolu, klavye, fare, oyun koltuğu, donanım, oyun üreticileri; oyun için ürün satan internet siteleri ve enerji içeceği sektöründen kurumlar kanal ile uyum sağlayabilir.

Hedef kitle yani kanalın sahip olduğu izleyiciler, sponsorlar ile uyum konusunda bakılması gereken ilk kısımdır. Eğer kanal belli bir hedef kitleye değil de genele hitap ediyorsa (çok büyük kanallar için geçerli bir durumdur) ürününü veya hizmetini geniş kitlelere ulaştırmak isteyen kurumlar da düşünülebilir. Örneğin, erkek takipçi oranı yüksek olan kanallarda tıraş köpüğü ve jilet ürünleri video başlangıçlarında sundu-sunar sponsorluğu için düşünülebilir.

sponsorlukturleri
Sponsorluk Çeşitleri

Ortaklık Yapısı / Partnerlikler (Affiliate)

En kolay gerçekleşen; ancak kanal sahibi için karlılığı en düşük sponsorluk çeşididir. Küçük kanallar bile ortaklık yapısına dahil olabilir. Ortaklık yapısı ile kanal izleyicilerine, ufak indirim kuponları sağlanır. İndirim oranları %3 ile %15 arasında değişmektedir. Kanal ile ortak olmak, kurumlar için hem site trafiği hem de potansiyel satış anlamına gelmektedir.

Kuponlara erişim genellikle kanal sahibine sunulan özel bağlantıya tıklandığında geçerli olur. Bir izleyici, kanal sahibinin bağlantısına tıklayarak satın almak işlemini gerçekleştirdiğinde, ürün başına belli bir komisyon kanal sahibi ile paylaşılır.

Komisyon oranları genellikle, kanal sahibinin kaç adet ürün sattırdığı ile doğru orantılıdır. Ortaklık yapısına sahip kanal sahipleri, kanalına yüklediği her videonun açıklama kısmında özel bağlantısını da paylaşarak komisyon oranını arttırmayı amaçlamaktadır.

 

Ürün Sponsorlukları

Genellikle büyüyen veya büyük kanallar için geçerlidir. Kurumların, ürünlerini kanal sahiplerine hibe ederek veya kullanmalarını sağlayarak abonelere şahsi düşüncelerini paylaşması ile gerçekleşir. Ürün sponsorluklarında en önemli nokta, videolarda sponsorun kendi ifadelerinin değil kanal sahibinin yorumlarının bulunmasıdır. Ürün sponsorluğu sayesinde aboneler ile gerçek etkileşim sağlanmaktadır.

Ürün sponsorlukları kanalın daha hızlı büyümesine yardımcı olduğu gibi yeni bir ürün çıkaran kurum için de yararlıdır. Örneğin; yeni bir ürün, piyasaya girmeden önce kanal ile paylaşılabilir ve abonelerin ilgisini çekebilir. Piyasaya girmeden önce alınan yorumlar sayesinde ürünün geleneksel pazarlama yöntemleri gözden geçirilebilir.

 

Ücretli Yayın Sponsorlukları

Kanallarda gerçekleşen gerçek sponsorluk türüdür. Kanal sahipleri, yayınları karşılığında ücret almaktadır. Ücretli yayın sponsorluklarında, sponsorluk hakları çok geniştir. Sponsorluk için kullanılabilecek haklardan öne çıkanlar aşağıdaki gibidir;

– Yalnızca o ürüne veya hizmete özel videonun belli aralıklarla paylaşılması,
– Videolarda ürün yerleştirme yapılması,
– Ürünün veya hizmetin günlük hayatta kullanılmasının sağlanması,
– Video başlangıç veya bitişlerinde sundu-sunar içeriklerinin eklenmesi,
– Sosyal medya kullanımlarında logo konumlandırmaları,
– Tüm videoların açıklama kısımlarında belirli içeriklerin yer alması,
– Abonelerle kanal üzerinden kampanyaların yapılabilmesi,
– Abonelerin katılımı ile anket çalışmasının yaptırılabilmesi.

Yukarıdaki haklar sponsor kurumun sektörüne, ürününe veya hizmetine göre değişkenlik gösterebilir. Ücretli yayın sponsorlukları, izleyici kitlesi ile doğru iletişimi sağlamak adına en zorlu sponsorluk türüdür. Kanal sahipleri genellikle, videoların başlığında “sponsorlu içerik”, “ücretli yayın”, “sponsorlu paylaşım” gibi ibareler bulundurur.  Eğer sponsor kurum başlıkta benzer ibarelerin yer almasını istemiyorsa bile, kanal sahipleri videonun başında içeriğin sponsorlu olduğunu açıklamalıdır. Aksi halde izleyiciler video içeriğinin sahte olduğunu düşünebilirler. Ürün veya hizmet hakkındaki olumlu ve olumsuz yorumlar, şeffaflık ilkesi ile izleyicilere aktarıldığında güven sağlamaktadır. Samimi olduğu düşünülen sponsorlu içerikler, hedef kitlenin satın alma kararlarını olumlu yönde etkilemektedir.

 

Özetle

Kanal sahipleri, etkili sponsorluklar gerçekleştirmek istiyorsa iyi içerikler oluşturmalı, kaliteli yayınlar hazırlamalı, izleyicilerin ilgisini çekmeli, en az 10.000 abone sayısına ulaşmalı, ortalama izlenme sayılarını arttırmalı, kanal hedef kitlesi ile uyumlu kurumlarla iletişime geçmeli, sponsorluktan beklentilerini ve yaratacakları değerleri kurumlarla paylaşmalı, kanal Analytics verilerini aylık, 3 aylık ve yıllık olacak halde potansiyel sponsorlar ile paylaşmalı ve sponsorlu içeriklerde de samimi davranmalıdır.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

Kurumlar Neden Sporculara Sponsor Olmalı?

Sporcu sponsorlukları uzun dönemdir üzerinde kafa yorduğum farklı bir alan. İçerisinde birden fazla dinamiği barındırıyor. Son zamanlarda artan sporcu sponsorluk başvurularımız sebebiyle sponsor olmak isteyen kurumlara bu sponsorlukların nasıl ve hangi sebepler için yapıldığını, sporcu sponsorluğunun kurumlara yönelik faydalarını aktarmak istiyorum. Sporcuların nasıl sponsor bulacaklarını ise ilerleyen yazılarımda değineceğim.

 

1. Sporcu Sponsorluklarının Çeşitleri

Bir sporcuya veya spor takımına sponsorluk; gerçekleşecek etkinliklerin veya faaliyetlerin tamamlanması için kurumlar veya kişiler tarafından maddi veya ayni olarak desteklenmesi ve karşılığının beklenmesidir. Kurumlar için pek çok faydası olan bu sponsorluk türü kendi arasında çeşitli kategorilere ayrılıyor. Şimdi bu kategorileri tek tek inceleyelim.

En yaygın sponsorluk kategorileri:

Madde 1 – “Bağış / Yardım”

Bu kategori, sponsorluk tanımının hakkını istenildiği ölçüde vermese de Türkiye’de bu tip destekler yaygın olarak görülüyor. Tanıdıkları üzerinden çok düşük bedelli maddi yardımlar alan sporcular, bu yardımları hedeflerini gerçekleştirmek için kullanabiliyorlar. Bu yardımları yapan kurum veya kişilerin sporcudan herhangi bir beklentisi olmuyor.

Madde 2 – “Ürün Sponsorluğu”

Sporcuların hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için kullandıkları ekipman, araç, malzeme vb. gereçlerin temin edilmesi olarak gerçekleşiyor. Bu sayede sporcu için masraflı olabilecek ürünler, sporcuya ücretsiz veya indirimli bir şekilde aktarılıyor.

Madde 3 – “Tüm Masrafı Karşılama”

Sporcuların turnuvalara katılmaları veya yarıştıkları spor alanlarında başarı sağlayabilmeleri için malzemenin yanı sıra farklı ek masrafları da olabiliyor. Ulaşım, konaklama, salon kirası, turnuva katılım bedeli gibi örneklendirilebilen bu masrafların karşılanması ile sponsorluk sağlanabiliyor. Madde 2’de belirttiğim ürün temini kimi durumlar için bu kategori altında sınıflandırılıyor. Bu tür anlaşmalar sporcu açısında maddi kazanç ile sonuçlanmasa da,  kendisinin bu sporu yapması için ek masrafı da oluşmuyor. Potansiyeli yüksek ve pek medyatik olmayan sporcularda bu tip sponsorluklar daha sık görülüyor.

Madde 4 – “Profesyonel Sponsorluk”

Hem malzeme temini hem tüm masrafların karşılanması hem de aylık maddi destekleme ile gerçekleşen sponsorluk kategorisidir. Genellikle ilgili spor alanında başarılı, medyatik, spor ahlakına uyan sporcuların elde edebildiği anlaşmalardır.

 

Her sporcunun sponsorluktan beklentisi tabi ki en son madde olan“Profesyonel Sponsorluk” türüdür. Sporcuların bu kategoriye ulaşabilmeleri için aşama aşama devam etmeleri, itibar ve deneyim kazanmaları gerekmektedir. Her kurumun farklı beklentilerle sponsor olduğunu unutmamak gerekir.

Peki kurumlar neden sporculara sponsor olmalı? Nasıl desteklemeliler? Sporcuları desteklemenin kuruma yararı nedir?

 

2. Sporcular kurumlara neler sunabilir?

Sponsorluk karşılıklı kazanç ilkesine dayandığından bir sporcuya sponsor olan kurumun hangi kazançları elde edebileceğinden bahsetmemiz gerekiyor. Kurumlar sponsor olarak elbette spor çevresine katkıda bulunduklarından bahsedebilirler. Hatta belli branşları seçip sadece o branşlar üzerine yoğunlaşabilirler. Artan sponsorluk talepleri, geçmişte yaşanan başarısız örnekler ve rekabet gibi sebepler nedeniyle kurumların sponsorlukları için daha çok ince eleyip sık dokuduğunu görmekteyiz. Aşağıda, sporcuların kurumlara neler katabileceğinden bahsedeceğim.

 

1- Marka Elçiliği

Pek çok kurum hedef kitleleri için yürüttükleri marka çalışmalarında zorluk yaşıyor. Bu kurumların sahip oldukları pek çok kaliteli ürün ve bu ürünlerin temsil ettiği marka değeri var. (İş ahlakı ve performans gibi değerler daha ön planda) Pazarda bu kelimeleri sahiplenmek ve değer yaratmak kolay iş değil. İşte tam da bu noktada sporcu kullanımı kurumların imdadına yetişebilir.

Sağlam kelimesini sahiplenen Lassa’nın “Sağlamsa Lassa” sloganı için su altında dayanıklılığı, sağlamlığı başarıyla temsil eden dünya rekortmeni Şahika Ercümen’e sponsor olması güzel bir örnek. (Televizyon reklamı için https://www.youtube.com/watch?v=FZPIFZunFqw) Lassa’nın, Şahika Ercümen ile yetinmeyip futbol başta olmak üzere pek çok spor dalında, sporculara ve spor takımlarına da aynı desteği verdiğini görüyoruz.

Son dönemde yaşanan İntegral Forex ve Kenan Sofuoğlu sponsorluğu da çok güzel bir örnek. Hız ve teknoloji kelimelerini sahiplenmek isteyen ve marka bilinirliğini arttırmaya çalışan İntegral Forex için daha iyi bir sporcu bulunamazdı. Onlar da bunun farkında olacaklar ki bir televizyon reklamı hazırlayıp sıklıkla yayınladılar. (Televizyon reklamı için https://www.youtube.com/watch?v=20SjuDtOP7k) Bana göre bu reklamın kurgusu, metni, hikayesi yetersiz olsa da Integral Forex’in amacına hizmet ediyor. Reklamda dikkat etmenizi istediğim bir diğer nokta ise, Kenan Sofuoğlu’na sponsor olan diğer kurumların da net bir şekilde görüntüleniyor olmasıdır.

Yukarıdaki iki örnekten yola çıkarak, kurumlar sponsor oldukları sporcuları marka yüzü yapabilirler. Sporcuların öne çıkan özelliklerini, markaları ile bağdaştırma faaliyetlerinde kullanabilirler. Bunlarla birlikte sporcunun potansiyel başarılarında da söz hakkına sahip olabilirler.

Tüm bu paylaştıklarım hafife alınacak şeyler değil. Sporcuların o aşamaya kolay gelmedikleri aşikar. Toplumun sporcuları “çalışkan, özverili ve ilham verici”bulduklarını da düşünürsek, pek çok kurumun bu değerleri sahiplenmek isteyeceklerini söyleyebiliriz. Doğru sporculara yapacağınız sponsorluk yatırımı ile kurumunuzun itibarını arttırabilirsiniz.

 

2- Çevre Oluşturmak

Sporcuların diğer özelliklerinden birisi de insanları bir araya getirebilmeleridir. Kurum olarak sporcunun popülaritesini avantaja dönüştürebilirsiniz. Sponsor olduğunuz sporcunun bir etkinlik, bir organizasyonda konuşmacı olmasını isteyebilirsiniz. Sporcunun kendi hikayesini anlatması bile katılımcılara ilham verecektir ve markanızla bir bağ oluşturmalarında etken olacaktır. NTV sponsorluğunda Rıdvan Dilmen’in Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelere gitmesi ve bu üniversitelerde futbol sohbetleri yapıyor olmasının NTV’ye büyük katkıları bulunuyor.

3 – Sosyal Medya

Son yılların trendi sosyal medyayı bu listeye eklememek olmazdı. Pek çok sporcunun yüksek takipçi sayısına sahip sosyal medya sayfaları bulunuyor. Hatta Facebook ve Twitter, sporcuları diğer sayfalardan ayrıştırıp profillerine “Mavi Tik” bile ekliyor. Kurumlar sosyal medya için yüksek bütçeler ayırıyor. Sporcu sayfaları, kurumların hedef kitlelerine direkt ulaşabilecekleri bir araç konumundadır. Sporcunun kurumunuz hakkında yaptığı paylaşımlar, tam da hedeflediğiniz kitle ile samimi bir dilde yapılacağından çok daha verimli olmaktadır. Takipçiler, kurumunuzun hayran oldukları sporcuyu desteklemesini hoş karşılayacaktır.

Bu konu hakkında geçtiğimiz dönemlerde çıkan Cristiano Ronaldo haberlerini bir örnek olarak verebilirim. Ronaldo günümüzde sosyal medyanın en popüler sporcusudur. Facebook, Twitter ve Instagram platformları ele alındığında toplam takipçi sayısı 158 milyon ve Facebook’ta ilk 100 milyon takipçi sayısına ulaşan sporcu. Ronaldo’nun bir reklam tweeti için 250.000 bin dolar istediğini düşünürsek, sosyal medyada kurumunuz hakkında paylaşım yapmasının değerini de ölçebiliriz.

Spencer Lambert’ın dünyanın en pahalı sporcuları ve sosyal medyadaki toplam takipçi sayılarına yönelik araştırma sonucu ortaya çıkan infografiği buradan inceleyebilirsiniz.

Bir sporcunun sosyal medyasını nasıl yönetmesi gerektiğini ise ilerleyen zamanlarda paylaşacağım.

 

4 – Ürün Denemesi

Bahsetmeden geçemeyeceğim farklı bir yarar ise, sponsor olduğunuz sporcunun ürün testi konusunda size yardımcı olmasıdır. Spor malzemeleri üreten bir kurum için daha olası gözüken bu fayda eşsizdir. Seri üretime geçmeden önce, ürünü sponsor olduğunuz sporcuya sunup, ürün hakkındaki görüşlerini alabilirsiniz.

Bu konu hakkında Nike’ın hazırladığı özel bir internet sayfası bile var. İnternet sitesi üzerinden yapılan başvurular sonucunda, yaş aralıklarına göre göre dağılım gösteren pek çok sporcu Nike’ın yeni ürünlerini test etme fırsatını yakalayabiliyor.

 

Sporcuların kurumunuza katabilecekleri avantajları paylaştım. Bu avantajları değerlendirip, iyi bir strateji oluşturup, doğru spor branşını ve doğru sporcuyu seçip, doğru zamanda ve doğru kanallarda sponsorluğu uygulamalı ve takibini sürdürmelisiniz.

Aklınızdaki her türlü soru ve yazı hakkındaki yorumunuz için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Sponsor Sürekliliği Nasıl Sağlanır?

Sponsorluk dünyasında da diğer sektörlerde olduğu gibi her şey yolunda gitmeyebilir. İyi bir ön çalışma yapmış olmanız, uzun süredir sponsor bulmak için çabalıyor olmanız ve hatta sponsor bulmanız bile yeterli olmayabilir. Kaçan sponsorları nasıl geri getirebilirsiniz? Sponsorları memnun etmek gerçekten bu kadar zor mu? Bozulan ilişkinizi nasıl onaracaksınız? Bir sonraki etkinliğinize yeniden sponsor olması için kurumları nasıl ikna edebilirsiniz? Tüm bu sorulara cevaben bazı önerilerimi sizlerle paylaşıyorum.

Bu konuyu en iyi, örnek vererek anlatabileceğimi düşünüyorum. Bu sebeple bundan 2-3 yıl evvel başımdan geçen bir olayı hatırladığım kadarıyla kurum ismi vermeden anlatacağım. Benim için bir dönüm noktası oldu ve bu olay sonrasında çaylaklığımı atlattığımı düşünüyorum. O zamanlar çalıştığım şirket resmi olarak kurulmadığı için ortamlarda “sponsorlukçu” şeklinde anılıyordum. Oturmuş bir etkinliğin sahibi ve sponsorluk dünyasına henüz yeni adım atan bir kurum arasında arabuluculuk yapıyordum. Kurum çalışanlarının sponsorluk denince akıllarında fazla bir şey canlanmıyor oluşu, sponsorluğun ısrarla reklam ile karşılaştırılması (geçmişte hiç TV reklamı vermemiş olan bir kurum olduğunu hatırlatmak gerekir) canımı sıkıyordu. Ortaya attığım yeni fikirlere hiç sıcak yaklaşmıyorlar, “biz daha iyi biliriz” kıvamında açıklamalarda bulunuyorlardı. Böyle bir durumda söz konusu kurumun harika fikirleri olduğunu düşünebilirsiniz. Üzülerek söylüyorum ki durum bundan çok uzaktı ve yüksek ihtimalle sponsoru elimizden kaçırmak üzereydik. Bu olumsuz duruma düşmek benim için söz konusu bile olamazdı, acilen bir şeyler yapmamız gerekiyordu…

Şirket çalışanlarının anlayacağı dilden konuşmaya başlayabildim.
 Aslında kilit nokta biraz da bu oldu. Birkaç fikir üzerinde kafa yorup, şirket çalışanlarının da benimle aynı heyecanı paylaşmasını sağlamak adına bu fikirleri detaylıca paylaştım. Bu fikirler arasında etkinliğin diğer sponsorlarını kullanmak da vardı. Aslında hali hazırda etkinliğe destek veren bir kurumun -yani onların gözünde üçüncü bir partinin- bu desteğini sürdürmesi ve onlara katkı sağlayacak olması yeterliydi. En çok sevindiğim taraf ise; sponsorluğun maddi boyutundan ziyade sponsorluk hakları ve bu hakları ne derece esnetebileceğimiz, aktivasyonları nasıl uygulayabileceğimiz üzerine konuşmamız olmuştu. Sonuç olarak başarılı ve katma değerli bir sponsorluk çalışması gerçekleşti.
Peki neler öğrenmiştim?

1 – Bir problem olduğunu anla! Problemi hisset, sorunu sez!

Bunu madde olarak buraya koymak büyük bir uzmanlık gerektirmiyor sanırım :) Ancak bir sorun olduğunu düşünmüyorsanız bu sorunu asla çözemezsiniz. Yaptığınız bir davranış, ağzınızdan çıkan yanlış bir söz sponsorluğa engel olabilir. Bu durumu en başından yakalamak, sözün kısası yılanın başını küçükken ezmek gerekir.

2 – İkili ilişki ve karşılıklı iletişim çok önemli!

Sponsor olmaya istekli olan kurum ile anlaşamadığınız noktalar olduğunda ilişkileriniz zedelenir. Özellikle ülkemiz insanının bu konulardaki duygusallığı da düşünülürse kendinize ilave düşmanlar yaratmanıza hiç gerek yok. Sonuç olarak ilerideki günlerde, yine aynı firmanın kapısını çalacağınız günler gelecektir. İnsanlara “hayır” demeyi henüz alışkanlık haline getiremediğimiz için, olumsuz olarak yapacağınız dönüşlerde, size yönelecek olan tepkiler farklılaşabilir. Herkesle açık açık, net bir şekilde konuşmanız gerekli. Bir sorun olduğunda o sorunu nasıl çözebileceğinizi tartışabilmelisiniz. Emin olun ki koordineli yürütülen bir tartışma, o sponsorun kaybedilmesinden daha iyidir.

3 – Temeliniz sağlam, ufkunuz geniş olsun.

Sponsor olarak kurumlara, hangi hakları kazandıklarını, hangi koşulların ne gibi farklı kazançlar doğurabileceğini belirtmeniz şart. Bunu yaparken olmayacak vaatlerde bulunmamanız gerekir. Eğer sponsor için basit bir stant kurulumu ve promosyon aktivitesi yapmak yeterliyse, “tamam” diyebilirsiniz. Bazen harika fikirleriniz karşısında verdikleri tepkilerin yüzeyselliği sizde hayal kırıklığına yol açabilir. Sponsor olacak kurumun hangi amaçla sponsorluğu düşündüğüne göre farklı aktivasyonlar önerilebilir. Bunların yanı sıra, sponsor olacak kurumun gözünden olaylara bakmanız, hatta o şirketin adeta bir çalışanı gibi davranmanız gerekiyor. Onlara katkı sağlıyor musunuz? Bu katkıyı nasıl sağlayabilirsiniz? Bu sorulara cevap verdiğinizde sürdürülebilir sponsorluk anlaşmasını gerçekleştirmiş olacaksınız.

4 – Sunun, Gözlemleyin ve Yorumlayın

Fikriniz ne kadar parlak olursa olsun, sponsor olacak kuruma katkısının olağanüstü ve yenilikçi olduğunu düşünseniz bile, o fikri uygulamazsanız hiçbir şey elde edemezsiniz. Fikirlerinizi paylaştıktan sonra uygulamaya geçin ve bunu sorunsuzca halledin. Sonrasında sponsor kurum ile ortaklaşa olarak sponsorluğu yorumlayın. Neleri doğru neleri yanlış yaptığınızı konuşun. Bir sonraki etkinlikte nasıl daha iyi bir başarı sağlayabileceğinizi birlikte tartışın.

Kısaca sponsorluk ikili ilişkilerde bitiyor.
Aldatmayın, kandırmayın, umutlandırmayın!


BONUS:
Özür dilemesini bilin.

Kapsamlı bir konu olduğundan yazıyı bu cümle ile sonlandırıyorum.
Sorularınıza severek cevap verebilirim.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

Sponsorluk Görüşmelerinde Yapılmaması Gereken 5 Hata

Sponsor arama çalışmalarında geçmişte bahsettiklerimden bazılarını doğru yaptıysanız birkaç kurumun sizin projenizle sponsorluk anlamında ilgilenmesi çok olasıdır. Şimdiden sizleri tebrik ederim. Kurumların sizinle ilgilenmeleri, ilgi göstermeleri hemen sponsor olacakları anlamına gelmez.

Her kurum istisnasız sizden sürekli yeni taleplerde bulunacaktır. Kesinlikle sponsorluk bedeli üzerinden indirim isteyecektir. Sponsorluk hakları konusunda ise farklı istekleri olacaktır. “Bunu da yapabilir miyiz?”, “Şu da eklenebilir mi?”, “Etkinlik içinde aktivite de yapmak istiyoruz”, “Tüm konuşmacılarla bizi tanıştırabilir misiniz?” gibi… Bu istekler hiç bitmez. Siz de sırf sorun olmasın, kurumu kaçırmayalım, sponsorluk resmileşsin diye imza atılana kadar sesinizi çıkarmamayı tercih edebilirsiniz. Bunların hepsi pazarlık sonuçta!

Gelin görün ki sessiz kaldığınızda, kimi zaman tahmin edeceğinizden çok daha büyük hataları yapıyor olabilirsiniz. Geçmişte deneyimlediğim ve etkinlik sahiplerinin de sıklıkla yaptığı bu hataları sizlere kısaca paylaşıyorum.

Özel Kategorileri çok ucuza bırakmak

Özel kategoriler diye kısalttığım kısım “Sektörel Bazda Tek” olan sponsorluklardır. Diyelim ki bir etkinliğiniz var ve bazı kategoriler için sponsorluk anlamında olumlu ilerlemeler kaydettiniz. Size göre o kategorilerdeki sponsorluk “Resmi Sponsor”, “Kategori Sponsorluğu” gibi bir seviyedeyken sponsor olacak kurum belki de açgözlülük yapıp bir çok haktan faydalanmak, daha çok ön plana çıkmak istedi. Bunu isterlerken de kendileri dışındaki kurumların dahil olmamasını talep ettiler.

Sektörel bazda tek sponsorluklarda bir sektörden bir kurum ile anlaştığınızda o sektörü artık unutmanız gerekir. Sıklıkla sponsor olan bir banka, bir telekomünikasyon şirketi sektörel bazda tek olmak isteyecektir. Eğer bu ayrıcalık için yüksek bir fiyat belirlemediyseniz etkinliğinize bulabileceğiniz sponsorluk miktarı düşük kalacaktır.

Bu durumun önüne geçmek için 1-2 tavsiye verebilirim.

1 – Özel kategori sponsorluğu için bir alt limit belirleyin. X rakamı altında kalan sponsorluklar için sektörel bazda tek sponsorluğun geçerli olmayacağı belirten bir yazıyı dosyanıza ekleyin. Belirleyeceğiniz rakamı, sponsorluk kategorilerinize ve onlar için belirlediğiniz sponsorluk bedeline göre ayarlayabilirsiniz. Mesela ana sponsorunuzun 100.000 TL verdiği bir ortamda, sektörel bazda tek sponsorluk için isteyeceğiniz bedel, ana sponsorluk bedelinin yarısı yani 50.000 TL civarında olmalıdır. Yalnız, bu kurumun ana sponsorunuzun bulunduğu sektörden farklı bir sektörde olması gerektiğini unutmayın.

2 – Sponsorluk dosyanızda kategoriler altında “Bu kategoriye aynı sektörden en fazla 3 kurum kabul edilecektir.” şeklinde bir uyarı ekleyebilirsiniz. Etkinlikten etkinliğe göre değişen bu durumda, eğer belli bir alanda etkinlik yapıyorsanız, aynı alandaki kurumların etkinliğinize sponsor olması kadar doğal bir şey olamaz. Bu bilgilendirici yazı ile sponsor olan kurumun durumu anlayışla karşılayacağını sağlayabilirsiniz. Eğer kurum tek başına sponsor olmak isterse, sadece o kategoriden beklediğiniz toplam sponsorluk bedelini kendi başına karşıladıklarında onların isteğini sağlayabileceğinizi söyleyebilirsiniz.

iStock_000011854358Small

“Rakibinizle anlaşırım bak” şeklinde Ultimatom vermek

Bu gerçek. Sponsor aramaktan sıkılan ve artık sabrı taşan etkinlik sahipleri başlıktaki gibi bir hataya düşebiliyorlar. Oysa onlarca sponsorluk fırsatına karşılık, hiç tanımadığınız (tanıyorsanız daha kötü zaten) kurumu temsil eden kişi ile rakibi örnek göstererek sponsorluk ilişkisine başlamanızın yarar getirmeyeceği aşikar.

Ayrıca bu söylemlerin %99’u yalan oluyor.

“Bugün sponsorluk için geri dönmezseniz rakibinize sponsorluğu vereceğiz.”

Hatta…

“Geçtiğimiz hafta rakibinizle görüştük, onları sizin kararınıza göre bekletiyoruz…”

Bunu duyan her akıllı kurum sizi bir daha ciddiye almaz. Zaten rakibi ile görüşerek o kuruma bir güven vermediğiniz gibi tek amacınızın o kurumu kullanarak sponsorluğu almak olduğunu (yani niyetinizin kötü olduğunu) kanıtlamış oluyorsunuz. Rakibinizle anlaştık sizden teklif bekliyoruz demek ise resmen “Benimle bir daha sponsorluk düşünmeyin çünkü ben her an rakibinizle daha yüksek teklif ile anlaşıp sizi yarı yolda bırakabilirim.” demektir.

Kurumların binlerce sponsorluk fırsatı bulunuyor. Yani sizin süper etkinliğinizi kaçırsalar bile önlerinde onu telafi edebilecek çok sayıda fırsat var. İsterlerse “Hadi rakibimle anlaş” deyip sizi izlemeye geçebilirler. Bu durumda söylediğiniz yalanlar veya rakibin anlaşmayı bozması ile bir daha bu sözü söylediğiniz kurum ile çalışamayabilirsiniz.

Son olarak belirtmem gerekir ki, bu kurumlara kendi tabirleriyle “Sponsorluk fırsatları yağıyor, projeler akıyor.” O kadar çok sponsorluk fırsatı var ki “rakibinizle anlaşırım” şeklinde bir ültimatomda direk reddedilme ihtimaliniz çok yüksek.

“Sizce ne kadar eder?” şeklinde fiyat belirtmek

Sponsorlukların en sıkıcı, en kötü, en zorlayıcı kısmı neresidir diye sorarsanız kesinlikle fiyatlandırması derim.

Sponsor arayanların sponsorluk bedellerini belirlemeyip bunu sponsor olacak kurumlara bırakması çok gerçekçi bir çözüm değildir. Size zamanını ayırıp, sponsor olmak isteyen kurumların, sponsor olma kararını alabilmeleri için belki de en önemli şeyin sponsorluk bedeli olduğunu unutmamak gerekir.  Günün sonunda karşılaşacağınız soru “Peki ne kadar para ayırmam gerekli?” şeklinde size dönecektir.

Bu duruma farklı bir bakış açısıyla yaklaşırsak, sponsor olmak isteyen kurum bu konuda deneyimsiz olabilir, uğraşmak istemeyebilir ya da çok sağlıklı kararlar veremeyebilir. Akıllı olanlar bu durumu kendi avantajına kullanıp beklediğiniz sponsorluk bedelinin çok altında bir teklifte bulunabilir. Ancak genellikle size geri dönmezler ve sponsor olmazlar. Eğer şanslıysanız gidip bir fiyat belirlemenizi ve sonra kapılarını çalmanızı rica edebilirler.

Ne kadar zor bir durum olsa da sponsorluk bedelini belirlemeniz gerekir. Bu konuda yardım alabileceğiniz kurumlar çok uzağınızda değil :)

382760

İndirim yapmak

Belki de maddeyi en başa almalıydım. Bir kere fiyatlandırmanızı yaptığınızda ASLA ve ASLA bu fiyatı düşürmeyin! Pazarlık aşamasından geçin evet ama bu durum mutlaka indirim yapmanız gerektiği anlamına gelmez. Kurbanlık koyun alıp satmıyoruz ki tek pazarlığımız para olsun, işimiz sponsorluk!

Kurum sizle pazarlığa oturduysa zaten fiyatın yeterince adil olduğunu düşünmektedir. Eğer sponsorluk bedelini düşürmeye çalışırlarsa, siz de onların sponsorluk haklarını düşürebilirsiniz. Yani hem aynı hakları alıp hem de fiyatı düşürmek en büyük hatalarınızdan birisi olur.

Pazarlık aşamasında fiyatı düşürmek isterlerse, aklıma gelen diğer şey, bunu avantajınıza kullanıp (hatta siz de biraz daha düşürebilirsiniz) çok yıllık sponsorluk imkanı sunmanız. Örneğin (ki bu verdiğim örnek tamamen farazidir) 10.000 TL lik isim sponsorluğunu sundunuz ve sizden fiyatı düşürmeniz istendi. Onlara yıllık 7.500 TL olabileceğini ancak bunun için 2-3 yıllık sponsor olunması gerektiğini belirtebilirsiniz. Bu sayede biraz fedakarlık yaparak gelecek yılki sponsorunuzu ve paranızı şimdiden garanti altına alabilirsiniz.

Bana kalırsa her iki durumda da hem indirim isteyen kurum hem de sponsor arayan kişi açısından bu pazarlık yapma şekli yeterince adil. Çünkü indirim demek, hem aynı haklar olsun hem daha ucuza gelsin demektir. Eğer fiyatınız uçuksa (doğru fiyatlandıramadıysanız) veya çok çaresiz kalmışsanız indirim yapmanız kaçınılmaz olacaktır. Yine de bu durum sizi iyi bir pozisyona sokmayacak. Geleceği de düşünmekte fayda var.

CAUrqCCUQAA0LG9

Tek yıllık/Kısa dönemlik sponsorluklar yapmak

Sponsorluk sıklıkla belirttiğimiz gibi uzun dönemli bir iletişim aracıdır, kısa vadedeki etkisi çok sınırlıdır. Eğer uzun dönemli bir etkinlik yapıyorsanız, her sponsor ile uzun dönemlik anlaşmalar imzalamalısınız. Bu uzun dönem genellikle ilk aşamada 3 yıl olarak tanımlanabilir. (Kimse 2 yıllık anlaşmak istemez.) Eğer geçmişi olan bir etkinlik ise 5 yıllık, Bienal gibi çok büyük ve kapsayıcı bir etkinlikse veya futbol kulüplerinin stadyumları gibi bir yapı ise 10 yıllık anlaşmalar imzalanabilir.

Uzun süreli anlaşmalar kurumlar adına stratejik olarak daha etkilidir. Bu sayede iletişim stratejilerinde bir sonraki yıllarda da yer alacaklar etkinlikler belirleyebilir, uygun uygulamaları gerçekleştirebilir, önlemler alabilir ve sponsorluktan edinecekleri faydayı arttırabilirler.

Uzun süreli anlaşmalar sponsor arayanlar için de hem stratejik hem de maddi anlamda daha etkilidir. Aynı sponsorun gelecek yıl da desteğini sürdürecek olmasını hissetmeniz ve diğer işlere odaklanmanız kolaylaşır.

Projenize göre bu durum değişkenlik gösterebilir, pazarlık aşamasında sonuç olarak tek yıllık bir anlaşma imzalama aşamasına gelebilirsiniz. Bu durumda, tek yıllık sponsorluğun yalnızca o sene için geçerli olacağı, gelecek yıllardaki sponsorluk görüşmelerinin direkt 3 yıldan başlayacağını açıkça belirtmelisiniz.

Bu arada hazır yeri gelmişken belirteyim, her yılın sonunda iptal edilebilir şeklinde anlaşılan sponsorluklar uzun süreli değildir. Tek yıllıktır, kendinizi kandırmayın! (Bknz: Melo’nun Galatasaray ile 2015 yılında sezon başında 3 yıllık yaptığı anlaşma şartları)

Sonuç olarak

Sponsorluk görüşmelerini sürdürmek ve pazarlık yapmak kolay değildir ve özel uzmanlık gerektirir. Eğer bu konuda deneyimsizseniz ilk zamanlarda biraz zorlanmanız çok normal. Emin olun ki görüşmeleri gerçekleştirdikçe bu konuda hızlıca deneyim kazanacaksınız ve yaptığınız hatalardan ders alıp rahatlıkla görüşmeleri yürütebileceksiniz.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

H. Alper Koç

Yanlış Bilenen 5 Sponsorluk Davranışı

Dürüst olmak gerekirse kurumların üstlendiği sponsorluk anlaşmalarını tam olarak yerine getiremediklerini görüyoruz. Burada maksat sponsorluk sözleşmesinde yazanları uygulamamak veya uygulatamamak değil, sponsorluğun hangi amaçlarla yapıldığını çözememek. Sponsorluk kavramının hala tam olarak benimsenmemesi ateşe körükle gidilmesini önlemiyor. Yanlış sponsorluklar kurumu kötü etkilediği kadar organizasyon sahibini ve ziyaretçileri de kötü etkiliyor.

Sponsorluk günümüzde 3. çağını yaşıyor. Hani o “Logomuzu olabildiğince çok koyalım, bizi görsünler, sevsinler” mantığı eski dünyalarda kaldı. En azından bu mantığın ülkemizde de yavaş yavaş kırıldığını görüyoruz. Bu noktada duygusallığın öneminin görmezden gelinmemesi gerekiyor. Eski metotlar bundan 10-15 sene önce gayet amacına uygun olarak çalışıyordu ancak şimdi sadece bu metotları kullanan kurumların, kaybedeceklerini net bir şekilde ifade edebiliriz.

Günümüzde hala parasını ve zamanını yanlış sponsorluklar üstlenerek çöpe atan kurumları gördükçe bu yazıyı yazmak istedim. Etkinliklerde yapılan sponsorluk hatalarını 5 kısa maddede özetleme çalıştım.

Hata #1: “Logomuz nerede gözükecek” düşüncesi

Sponsorluk kapsamında onlarca alan varken sadece logoyu bir yerlere konumlandırmayı akıl eden kurumlara gelsin bu kısım. Sponsorluk markalar için belirli bir hedef kitleye, belirli bir zaman diliminde bin bir çeşit uygulama fırsatının olduğu bir şeydir. En son katıldığınız etkinliği hatırlamaya çalışın. Hanginizin aklında sponsor olan kurumların logoları yer etti? Hangi kurumları hatırlayabiliyorsunuz? Bu sorulara vereceğiniz cevap size artık niye sadece logo konumlandırmasının yeterli olmadığını açıklayacaktır.

İnsanlar artık deneyim istiyorlar. Onları heyecanlandıran, cezbeden şeylerin bir parçası olmak istiyorlar. Artık farklı bir dünyada yaşıyoruz. Herkesin dikkatinin kolaylıkla dağıldığı günümüz şartlarında kullanıcının etkileşimde olabileceği deneyimler yaratmalısınız. İşte markalar açısından zorluk tam da burada başlıyor. Katılımcıların ilgisini çekmek başlı başına bir sanattır. Bu anlamda aklıma gelen ufak notları paylaşabilirim.

Geçtiğimiz günlerde odamı toplarken katıldığım bir etkinlikten fotoğrafımı gördüm. Fotoğrafı yükselen trend Presstagram ile çekinmiştim. Instagram’a belli bir hashtag ile yüklenen her fotoğrafın baskısı anlık olarak alınıp fotoğrafın sahibi ile paylaşılıyor. Fotoğraf çevçevesinde etkinliğin sponsorlarının logoları da yer alıyordu tabii.
Başka bir etkinlikte de katılımcılarla video röportaj yapılıyordu. Belli ki etkinlik sonrası o röportajlar derlenip Youtube’a konulmak üzere işlem görecekti. Röportaj yapan herkese Polaroid’ten çekilen bir teşekkürler fotoğrafı verilmişti. O fotoğrafta etkinliğin sitesi de yer alıyordu. Siteyi bu şekilde hatırlatmak fena bir fikir değil diye düşünmüştüm. O fotoğrafta da sponsorların logoları niye olmasın?

Hata #2: “Organizatör tanıdık, sponsor olalım!” mantığı

Sektörde bulundukça daha çok kurumla ve kişilerle tanıştım. Beni en çok üzen olaylardan birisi de şu sponsorluğun “tanıdıklarla yürüyor” olmasıydı. Kurumsal olsun veya olmasın, bir şirketin tamamen duygusal kararlar alarak bir etkinliğe veya organizasyona sponsor olması düşünülemez. Türkiye’de bu durumu kırmak için çok uğraşıyorum. Tanıdığınız veya daha önceden iş yaptığınız organizasyonlara sponsor olma kararı almanın daha kolay olduğunun farkındayım ancak her sponsorluğun geri dönüşünü de maksimize etmek gerekir.empower-network-austin-event-attendees

Sponsorluğun bir hayır işi, yardım veya bağış olmadığını anlamakta zorluk çekiyoruz. Kurumların sponsorluğu fırsat olarak görmeleri, sponsorluğun da bir pazarlama aracı olduğunu unutmamaları gerekli. Sponsorluk sayesinde etkinlik katılımcıları ile derinlemesine bir bağ kurulabilir. Sonuç olarak sponsorluk hedef kitleye bire birde dokunabildiğin bir pazarlama aracıdır.

Hata #3: “Belki birileriyle tanışırız”

Niye “belki” ? Sponsorluk kumar oynamak da değildir! Stratejinin ve sponsorluk beklentilerinin çok öncelerden planlanması gerekir. Bu planı yaparken etkinlik sahibi, etkinlik katılımcıları ve sponsor olan firma temel olarak düşünülebilir. Bazı şeyleri tam olarak kestirmek kolay olmayabilir ama akışına bırakmak, “kısmet” demek durumu daha iyi yapmaz.

Sponsor olacak kurumlar pek ala sponsorluk sırasında neler yapıp yapmayacaklarını kontrol edebilirler. Bu durumda katılımcılarla veya konuşmacılarla (artık kimle tanışılmak isteniyorsa) yani potansiyel müşterileri ile nasıl etkileşime geçeceklerinin açık bir planının olması gerekir. Sponsorluğu etkin kullanarak bu amaçlara ulaşılabilir.

sponsorlukHata #4: “Call-to-action da nedir?”

Call-to-action, güzel Türkçemize “Harekete Geçirici Mesaj” (HGM) olarak çevrilse de anlamını yitirdiğinden İngilizce kullanmak durumunda kaldım. Kısaca bir izleyici, ziyaretçiyi ya da katılımcıyı bir eylemde bulunması için tahrik etmek olarak nitelendirebiliriz. Bu kavram genellikle internet siteleri için sıklıkla kullanılıyor. O mecralarda kullanmak kolay tabii :) Etkinlik açısından bakarsak, HGM’nin katılımcılarla etkileşime girmek için kullanılması gerekir.

Etkinlik sponsorluklarında her sponsorun birden fazla HGM’si olmalıdır. Bu HGM’lerin ne olacağı tamamen sponsorluğun kategorisine göre değişkenlik gösterir. Basit bir genelleme yapmak epey güç. Mesela 1. maddede verdiğim “Presstagram” örneğindeki HGM, bir fotoğraf çektirtmek ve bunu Instagram’dan paylaştırtmaktır. Başka bir örnek olarak, yeni çıkan veya çıkacak bir telefonu katılımcıya verip, fotoğraf çekmesini sağlamak, sonra çekilen fotoğrafı mail olarak kendisine göndermek de HGM örneğidir. Bu sayede ilgili katılımcının mail adresini almak tereyağından kıl çekmeğe benzer.

Two-Quick-Fixes-for-Networking-Events

Hata #5: “Katılımcı kitlesi neden önemli ki?”

Sözüm meclisten dışarı. Zannedersem kurum olarak en azından bir defa Facebook üzerinden reklam vermeye çalışmışsınızdır. Hadi o işi de ajanslara yaptırdınız diyelim. En azından “hedefleme” nin ne olduğunu duymuşsunuzdur. Çok sevdiğiniz ajansların size bu soruyu sorduğunu tahmin edebiliyorum. Hani hedef kitleyi, demografik yapıları, karakter özellikleri vb. şeyleri çoktan çıkartmış olmalısınız.

İşte etkinliklere yapılan sponsorlukta da bunların önemli aynı. Her etkinlik genellikle belli bir kitleyi hedefler. Bir yapı fuarında eczacıları göremezsiniz. (Zaten görürseniz o işte bir yanlışlık vardır :p ) Katılımcı kitlesinin ne olduğunu bilmek, sponsorluktan fayda sağlamaya yarayan çok önemli bir bilgidir. Bu noktada etkinliğe kimlerin katılacağını, daha da önemlisi o katılımcıların beklentilerinin ne olduğunu değerlendirmek gerekir. Buna göre uygulanacak bir aksiyon ile daha yararlı mesajlar verilebilir. Bu sayede sponsorluk yatırımının geri dönüşü maksimize edilebilir.

5 Adımda Sponsorluk Sunumu

Sponsorluk konusunda pek çok soru alıyorum. Son zamanlarda sponsorluk dosyası ve bunun nasıl sunulması gerektiği ile ilgili sorular artmaya başladı. Tüm bu sorulara tek tek cevap vermeye çalışsam da bazen maillerin arasında uzun boşluklar olabiliyor. Genelleştirerek buradan paylaşmaya karar verdim.

1. Zamanınızı iyi değerlendirin – Sponsorluk sunumunuzu “asla” gönderdiğiniz kişi ile iletişime geçmeden atmayın. Muhattap olacağınız yetkili kişi ile ilk önce telefonla görüşün. Bu görüşme esnasında soracağınız sorularla kurum ile ortak bir bağınız var mı onu öğrenin. Hem zaman hem para hem de gönül bağı kazanış olursunuz ve sponsorluk sunumunuzu daha da dikkate alırlar. Sonuç olarak bugün büyük kurumların hepsine onlarca sponsorluk isteği geliyor. Aralarından bu şekilde fark yaratabilirsiniz.

2. Sizin ihtiyaçlarınız önemli değildir. Neredeyse herkese bunu aşılamaya çalışıyorum. İşin ilginç yanı bazı durumlarda sponsor olanlara da, Etkinliğiniz veya organizasyonunuzu gerçekleştirebilmek için neye ihtiyacınız olduğu potansiyel sponsorları ilgilendirmez. Sponsor olacak kurumlar kendileri açısından olaya yaklaşırlar, yaklaşmalılar. Zaten genellikle sizin neye ihtiyacınız olduğunun bilincindedirler. Onlara neler sunabileceğinizi, nasıl sunabileceğinizi net bir şekilde belirtmeniz gerekmektedir.

3. Sponsorluk dosyası bir araçtır – Neyin ne olduğunu potansiyel sponsora ancak bu şekilde etkili olarak iletebilirsiniz. Yine de bunun bir araç olduğunu yani işin dosyayı yolllamakla bitmediğini iyi analiz etmek gerekir. Dosya kapıyı aralamaya yarar. O kapıdan içeri girdiğinizde yani görüşmelere başladığınızda daha derin konuları detaylıca tartışıp üzeridne bir de pazarlık yapamanız gerekecektir.

4. Logo kullanımı konusu. Sponsorluk haklarında sunabildiğiniz tek şey potansiyel sponsorun logosunu çeşitli şekillerde konumlandırmaktan ibaretse sanırım sponsorluk kavramını tam olarak anlayamamışsınız demektir. Sunacağınız hakları iyi belirleyin. Logo kullanımı ile fark yaratamazsınız.

5. Profesyonel bir dosyanız olsun. Bu kadar basit. Sadece tasarım açısından bahsetmiyorum. İçerik olarak kaliteli bir dosya olmazsa olmaz. Bu işin profesyonellere bırakılması gerektiğini yüzlerce kez söyledim. Bir dosya ile ön plana çıkmanız ve devamında sponsorluğun gelmesi etkinliğin ortaya çıkması anlamına gelir. Ciddiye alınmak istiyorsanız kaliteli bir dosyaya sahip olun. Mail ile gönderilebilir boyutlarda, sayfa sayısı olarak az ve öz, düz yazıdan oluşmayan – grafikleri barındıran, kuruma özel sponsorluk dosyalarına tüm sektörün ihtiyacı var.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Türkiye Güzeli ve Sponsorluk

Elidor son 3 yıldır Türkiye’nin güzelini seçiyor. Miss Turkey yarışmasının #anasponsor luğunu üstlenip yarışmaya farklı bir boyut kattığı yadsınamaz bir gerçek. Elidor gerçekten tam anlamıyla uyuşan sponsorluk ilişkisi ve bu sponsorluğun tüm gerekliliklerini yerine getirerek değerine değer katmaya devam ediyor. Bu sene Çırağan Sarayı’nda Star TV canlı yayını ile, Kenan Doğulu ve Ayşe Hatun Önal’ın şarkılarıyla desteklediği, sunucularının özenle seçildiği gittikçe profesyonelleşen bir gece düzenlediler.

Gelelim seçilen yeni güzelimize. Ecem Çırpan. İlk defa içime sinen bir temsilcimiz oldu. Dünya Güzellik Yarışması’nda ve bundan sonraki hayatında kendisine başarılar dileyelim…

Konumuz Ecem Çırpan’ın güzelliği ya da bizi nasıl temsil edeceği değil! Sizlere sponsorluğun eşsiz önemini vurgulayacağım. Ecem Çırpan Bursalı. Lise döneminde Nilüfer Belediyespor Bayan Voleybol Takımı’nda forma giymiş. Basın, yeni Türkiye güzelinin haberlerini paylaşırken, bu detayı da atlamadı. (Zaten anlatacak başka bir şey de yok) Hatta pek çok internet sitesinde Ecem Çırpan’ın geçmiş hayatındaki fotoğraflar da galeri halinde paylaşıldı.

ece-620784_1

Yerel bir market (Bursa’da herkesin bildiği) FURPA ve yerel bir tekstil firması Çağsoy Teksil, voleybol takımının forma sponsorları arasında yer alıyor. Emin olun ki hem bu iki sponsor da görünürlüklerinin bu kadar yüksek olacağını tahmin etmemişlerdir. Amatör branşlardaki sponsorluk anlaşmalarının bölgesel anlamda çok büyük önemi var. Bu anlaşmalarının maliyetinin düşük olmasıyla birlikte bir de %100 vergi indirimi de olması künefenin üzerindeki kaymak gibi:)

Artık kurumlar, kadın sporcuların işin içinde olduğu durumlarda güzelliği de bir kıstas olarak önemser mi bilemeyeceğim. Ancak uzun vadede sponsorluk başarısı, takımın başarısıyla doğru orantılı olduğundan güzellerle dolu bir takımdan ziyade geçmiş başarıları bol olan veya potansiyelli sporculardan oluşan takımları tercih etmeleri daha doğru gözüküyor.

İşte, sponsorluk bu. Ucu bucağı yok. Her gün bizleri şaşırtmaya devam ediyor.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

Sponsor Bulmak için 5 Anahtar Nokta

Merhabalar, Bugün sizlere sponsor bulmak için kullanabileceğiniz 5 anahtar noktadan bahsetmek istiyorum.
1- İhtiyaçları Belirlemek

Projenizde / Organizasyonunuzda ne gibi ihtiyaçlarınız bulunuyor? Bu ihtiyaçlarınız maddi, ürün ve hizmet kategorilerine bölünebilir. Tüm bu kategorilere özel olarak sponsor olacak kurumlardan beklentilerilerinizi çıkarmalısınız. Bu sebeple ihtiyaç belirleme maddesini en üste konumlandırdım.

2- Benzer Projelerin/Organizasyonların Sponsorlarını Araştırmak

Dünyadaki tek etkinlik sizinki değil! Bugüne kadar benzer birçok etkinlik gerçekleştiğini öngörebilirsiniz. Bu örnekleri inceleyip, yorumlayarak potansiyel sponsorlarınız hakkında çıkarımlar yapabilirsiniz.

3- Sektörel Firma Listesi Oluşturmak

Sektörel firma listesi tam anlamıyla yol haritası görevini görür. Etkinlik ile uyuşan firmaları, iletişim adresleri ile birlikte listelemek sponsor bulmanızı kolaylaştırır. Listenizdeki firmaların mevcut durumların ve yakın geçmişteki çalışmalarını inceleyip, firmanın sponsorluk stratejilerini belirleyebilirsiniz. Bu sayede firmaların sponsorluktan beklentilerini öngörebilirsiniz. Kişisel bağlantılarınızın olduğu firmalarla öncelikli olarak iletişime geçerek süreci de hızlandırabilirsiniz.

4- Sponsorluk Dosyası

Sponsor bulmak için kullanacağınız en önemli kozunuz sponsorluk dosyasıdır. Etkinliğiniz özelinde hazırlayacağınız sponsorluk dosyasının içeriğine ve tasarımına çok dikkat etmelisiniz. Karşılaştırmalı tablolar eklemeli, sponsorluk kategorileri adına talep ettiğiniz bütçeyi çok iyi planlamalısınız. Sponsorluk dosyası konusunda profesyonellerle çalışmanızda fayda var.

5- Sponsorluk Dosyanızı Ele Ayağa Düşürmemek ve Takibini Sağlamak

Sponsorluk dosyanız herkesle paylaşılmayacak kadar değerlidir. Sektörel firma listenizle, her firmaya özel olarak dosyanızı göndermelisiniz. En önemli kısımlardan birisi de sürecin takibini sağlamaktır. Sponsorluk dosyanızı ilgili firmalara gönderdikten sonra cevap beklemek, cevap gelmemesi durumunda yeniden iletişime geçmek anahtar noktadır.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…